Zamansız stilin yeni adı Rivus

Uzun yıllar moda sektöründe tasarımcı olarak çalışmışsınız. Kendi markanız olan Rivus’u kurmaya nasıl karar verdiniz?

Evet, 20 yıla yakın. Hep kendi markamı kurma isteğim vardı. Uygun bir zaman buldum.  İlk önce  marka ismi ve logosuna karar verip başladım. Daha sonra ise  kurma süreçleri vs. çok hızlı bir şekilde ilerledi.

Moda sektörüne ve tasarıma ilginiz nasıl başladı?

Galiba içten gelen bir şey. Küçüklüğümden beri sürekli çizim yaparım vs. ilgim hep bu yöndeydi ve kariyerimi de bu şekilde kendim yönlendirdim.

Rivus ne demek? Markanıza bu ismi verme kararını nasıl aldınız?

Rivus, latince nehir demek. River yani ing. nehir  kelimesi de Rivus dan türeme. Kendi ismim de Dicle ve ordan yola çıktım aslında. Okuduğum bir kitap da bana fikir verdi. Latince isimlerin çok kullanıldığı ile ilgili bir paragraf aklımda kalmıştı. Latince sözlüğü karıştırırken buldum. Sound u çok hoşuma gitti ve araştırma yapıp böyle bir tekstil markası olmadığını teyid ettikten sonra da karar verdim.

Rivus zamansız ve sade tasarımlarıyla öne çıkıyor. Tasarım çizginizi nasıl oluşturdunuz?

Hedef ulaşılabilir modern ürünler tasarlamaktı. Sade, çabasız ama bir o kadar da çağdaş, giyilebilirliliği olan ve tabiki herkesin de kolaylıkla alabiliyor olacağı ürünler olmalıydı. Bu noktadan yola çıktık. Herkesin gardrobunda  eksik olduğunu düşündüğümüz tamamlayıcı klasik, sezonsuz ve zamansız modası geçmeyecek efektif ürünler tasarlamaya çalışıyoruz ve çizgimizi de bu kriterler belirliyor.

Rivus’un çizgisi ve sizin kişisel tarzınız arasında ne gibi benzerlikler ve farklar var?

Rivus, keskin çizgisi olan bir marka değil. Trendleri, akımları, tüketici taleplerini gözönünde  bulunduruyoruz. Benim kişisel tarzım ile kesişiyor. Benzerlikler çok, fark ise neredeyse yok. Yüksek bir paydamız var.

Rivus’un tanıtım metninde, gerçekten sade olabilmenin çok zor olduğu vurgulanmış. Sizce sade ve özgün olmayı başaran bir tasarımın veya stilin anahtarı nedir?

Kendini tanımak, kendine neyin yakıştığını bilmek, modanın esiri olmamak. Yalın bir ruh hali. Deneyimin getirdiği farkındalık. Ne istediğini bilmek ve kendini konumladığın duruş ve tavır.

Son dönemde moda dünyasında cinsiyet ayrımı gözetmeyen markalar öne çıkmaya başladı. Rivus da onlardan biri. Sizce cinsiyetsiz tasarımların piyasada bulunması neden önemli? Bu akımı tetikleyen etmenler neler oldu?

Dünya değişim ve farkındalık çağına girmiş durumda. Artık herşey çok hızlı gelişecek ve farklılaşacak. Bakış açıları, fkirler, kurallar, sınırlar… Ayrımcılık, ırkçılık, cinsiyet ayrımı bunlardan bazıları. Her türlü ayrışma nötr’leşme sürecinde. Çağa ve değişime ayak uydurmak zorundayız. Yoksa geri kalmaya mahkumuz. Cinsiyetsizlik vurgusunu özellikle yapıyoruz marka olarak. Erkek ve dişi ayrımı fiziksel olarak kabul edebileceğimiz bir şeyken, mental ve soyut tarafında ise izafi düşünen  ve duruş sergileyen bir marka  olmak istiyoruz. ‘’Herşey ve hiç birşey.’’ ‘’Kime göre ve neye göre.’’  Her canlı insan türü bizce istediği gibi yaşamalı ve düşünmeli. Sınırların ve normların içine hapsolmamalı. Bilgi akışı teknoloji ile çok gelişti ve saniye hatta salise hızında dünyanın diğer ucundan bilgi akışı sağlanıyor. Bu da doğal olarak değişimi beraberinde çok hızlı getiriyor. 10 yıl sonra çok farklı şeyleri konuşuyor olacağız.

Tasarımlarını hayranlıkla takip ettiğiniz tasarımcılar kimler? Neden?

Virgil Abloh, LV için tasarladığı erkek koleksiyonu, OFF White için tasarladığı herşey. Tasarladığı herşey çok protest ve biz bunu seviyoruz. Sokağa gönderme yapıyor ve bu çok gerçek!

Alessandro Michele, Gucci için tasarladığı herşey hedef kitleyi tam 12’den vurduğu için. İnanılmaz bir ciro yaptırıyor. Gucci nin tüketici kitlesinin yaş ortalamasını çok düşürdü ki bu bence çok zor bir iş.

Moda sektöründe çalışmanın zorlukları neler?

Zorluklar, istihdam ile başlayıp, üretim zorlukları ve  malı nereye satacağınızla da devam ediyor. Devlet teşvikleri var elbette ama yeterli değil. Malı konsinye yada vadeli satarken, üretimi maalesef ki peşin yapmak zorunda kalıyorsunuz. Alım gücü az onun için malı üretmekten ziyade malı satmak şu an en önemli şey. Türkiye’de moda sektörü olduğuna çok katılmıyorum. Türkiye MARKA olmadan, Türk Modasından bahsedilemez. Türk tekstili üretimi ; kaliteli ama iş gücü pahallı. İhracata yönelmemiz lazım. Ama bu fason olmamalı. Marka olarak başarılı olan ise çok az. Ama fason üretimi ve üreticileri çok iyi. İlerleyen zamanlarda umarız ki çok daha fazla yerel markayı dünya moda sektöründe adından söz ettirir durumda görürüz.

More from Sinem Özusta

Zamansız stilin yeni adı Rivus

Uzun yıllar moda sektöründe tasarımcı olarak çalışmışsınız. Kendi markanız olan Rivus’u kurmaya...
Devamı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.