Tasarımcı Sohbetleri: KLOTO – Senem Gençoğlu

Kloto’nun yaratıcısı Senem Gençoğlu ile markasına, hikayesine, modaya ve hayata dair yaptığımız keyifli sohbeti sizlerle de paylaşmak istedik.

Kloto’nun isminin anlamından ilham kaynaklarına kadar arkada çok güzel bir hikaye yatıyor. Bize biraz markanın doğuşundan bahseder misin?

Bizden önce var olmuş barışçıl medeniyetler ya da geometride astrolojide bilim ve tıp alanında gelişmiş Mısır gibi medeniyetler oldum olası ilgimi çekerdi. Mitolojide en sevdiğim, hikayelerin içinde bir mesajın olması. Tarihin en büyük sorularını birçok uygarlık farklı şekillerde açıklamaya çalışırken muazzam sanat eserleri, çizimler, mozaikler, hatta dans ritüelleri ortaya çıkarmışlar. Yunan mitolojisi de düşünme üzerine kurulu. Tasarımlarımın özünde hep bu düşünceler yatıyor. Ben de markamı bu noktadan hareketle oluşturdum.

Birlikte çalıştığın tasarımcıların tecrübelerinden senin kendine ve markana kattığın en büyük değer ne oldu?

Çalıştığım her tasarımcı bana ayrı bir bakış açısı kazandırdı. Hepsinin farklı bir tarzı var, ama ortak özellikleri hepsinin tasarımlarının bir anlam taşıması. Tasarıma başlamadan önce araştırma yapıp bir ana fikir oluşturmanın önemini anladım. Böylece hikaye tasarıma yansıyor ve onu değerli kılıyor.

Üç kelimede kendini tanıtır mısın bize?

Meraklı, yaratıcı, mükemmeliyetçi.

“Mutlaka yapmalıyım” dediğin hedeflerin neler?

Dünya markası oluşturmak. Paris ve New York’ta fuarlara katılarak yavaş yavaş bu hedefimi gerçekleştirmeye başladım. Umarım ileride Kloto dünyaca bilinen bir tasarım markası olur. Bir diğer hedefim, takıdan sonra mobilya koleksiyonu tasarlayarak endüstriyel tasarım eğitimim boyunca edindiğim tecrübeyi iş hayatımda devam ettirmek.

Kendi tarzını nasıl tanımlıyorsun?

Sade sıklığı seviyorum. Maskülen ve feminen arası bir tarzım var.

İşinde örnek aldığın üç ismi sayar mısın?

Sevan Bıçakçı’yı örnek alıyorum. Sanayi 313’u çok başarılı ve zevkli buluyorum… Ve en önemlisi babamı.

Hangi aksesuarın olmadan dışarı çıkmazsın?

Yüzüklerim. Takı tasarımına da ilk yüzük tasarlayarak başlamıştım. Benim için özel bir yeri var. Evden çıkmadan hep bir serçe parmağıma bir de yüzük parmağıma takarım.

Dolabında en sevdiğin “must-have” parçan?

Ayakkabı düşkünüyüm. Kıyafetime renk katan ayakkabılara bayılıyorum. Kırmızı hafif topuklu Céline çorap botlarım favorim. Bir anda bütün kıyafetin havasını değiştiriyor. Kot, etek, tulum hepsiyle severek giyiyorum.

Kurtarıcı kombinini bize tarif eder misin?

Basit bir Kot t-shirt giyip aksesuarlarla süslemeyi seviyorum. Yüksek belli kot pantolonu tercih ediyorum. Büyük tokalı bir kemer, deri hafif topuklu botlar ve üstüne ekose bir ceketle kolayca hem rahat hem şık bir kombin oluşturabilirsiniz. Tabii bir de takılar.

Asla neyi giymezsin?

Asla, asla dememek lazım. 5 sene önce hayatta giymem dediğiniz lastik ayakkabıları bir bakmışsınız severek her yere giyiyorsunuz.

En sevdiğin/ en çok gitmek istediğin seyahat rotaları?

Japonya beni en çok etkileyen yer. Zaten tasarım anlayışlarına da bayılıyorum. Tamamen ayrı bir dünya. Ülkemizde de henüz ziyaret etmediğim çok güzel illerimiz var. Bir Karadeniz gezisi yapmayı çok istiyorum.

Boş vakitlerinde neler yaparsın?

Arkadaşlarımla ve ailemle vakit geçirmekten keyif alıyorum. Kafamı boşaltmak için de bir dizi açıp göz ucuyla izleyip çizim yapıyorum.

Hangi şarkı seni anlatıyor, neden?

Athena’nın Kendi yolumda şarkisi. En sevdiğim sözleri “Benim güzel hatalarım var. Bir an bile vazgeçmedim kendi yolumdan.”

Favori başucu kitabın?

Tasarımları oluştururken mobilya ve aydınlatma tasarımlarına, mimariye, sanat eserlerine, özellikle de heykellere dalıyorum. İskandinav ve Japon estetik anlayışını  beğeniyorum. Ettore Sottsass’in tasarımları, Isamu Noguchi’nin heykelleri benim için büyük ilham kaynaklarıdır. Daniella Ferretti, Francesco Poli, Tatsuro Miki tarafından hazırlanmış “Proportio” isimli bir kitap var. Sanatın içindeki matematik ve geometriyi anlatan bir eser. Simetri, oran-orantı gibi en ilgi duyduğum konuları işlediği için başucu kitabımdır, diyebilirim.

 

Birine vermeyi en sevdiğin hediye nedir?

Kendi çizdiğim ya da ellerimle yaptığım bir hediye vermeyi seviyorum. Bir ara arkadaşlarımın portrelerini çizip onlara hediye etmiştim.

Hayat motton nedir?

Hayatta neyi seviyorsan ona odaklanmalı. Sevdiğin şeyi yapınca kendin de mutlu oluyorsun, etrafındakilere de mutluluk veriyorsun. İyi enerji yaymanın önemine inanırım. Yaptığım tasarımlara da bu felsefe yansısın isterim, zaten yeterince kötü enerjiye maruz kalıyoruz. Benim tasarımlarım iyi enerji versin istiyorum.

 

Yazar
More from ozbeoz

Kokusu Eski Tarzı Yeni: Vintage Modası

Vintage modası için İzmir'in tek adresi Küf Vintage'in sahibi Yasemin ve blogger...
Devamı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.