Babaannemden Mektup Var

Bugün size bir kadını anlatacağım. Bu kadın benim babaannemdi, o bir masalcıydı. Çocukluğum boyunca onun masalları ile büyüdüm. Bugün hayal kurmamdaki gücümü onun bana anlattığı masallardan aldığıma inanıyorum. Onun anlattığı masallardan çıkarılacak dersler ve iyi insanların mutlu sonları vardı. O yüzden her kötü durumdan iyiliklerle çıkabileceğimi bu çocuksu beklentiyle beklerim.

İşte yine mutlu sonu beklediğim günlerdeyim. Bu beklenti korkularımla savaşmama, savaşarak hayatta kalmam için bir savunma mekanizması yaratır bana. Ben savaşırken tüm dünya eşlik etsin isterim. Benim istediğim oyunun oynanmasına eşlik edilmesini bekleyen bir çocuk misali, mızıkçılık yapılsın, şikayet edilsin istemem.

‘Kötü şeyler olur olacaktır, hayat hiçbir zaman sadece adil yada sadece düzenbaz değildir. İki tezatın tadını bilen değerini bilir bunu hiçbir zaman unutma.’ der yaşadıklarım bana.

İşte unuttuğum bir zaman sevgili babaannemin yıllar yıllar öncesi kızkardeşime yazdığı bir mektup düştü önüme. Babaannem öleli çok oldu ve ben masalları çoktan unutmuştum bile, henüz evlerimize hapsedilmemiş deli koşturmanın peşinde yorgun düşe kalka ilerliyordum. Uykularımın hep geç geldiği gecelerin birinde yıllar yıllar öncesinin bir defterinin arasından düştü mektubu, o defter ise yıllar öncesi beni anlatan bir defterdi ki o da başka yazımın konusu..

Neydi bu mektup?

Öyle bir zamanda düştü ki bu mektup bana bir şey anlatıyordu. Mektubu buraya yazmıyorum, aşağıya ekliyorum onun el yazısıyla. Babaannem uzun bir seyahate giderken yazmıştı o mektubu kız kardeşime, kız kardeşim belki 5 belki 6 yaşındaydı.

Babaannem çiçekleri anlatıyordu, yolda gördüğü çiçekleri. Sarı renkli çiçekleri, beyaz papatyaları ve dolu dolu anlattığı o sahneleri kardeşiminde  ne kadar görmesini istediğini söylüyordu. Babaannemin mektubunda bir çağrı vardı, bugün bana, kardeşime, sana, hepimize söyler gibi. Gör diyordu gör. İşte bugün bu yaşadığımız günlerin bize gör gör dediği gibi.

Birgün hepimiz gideceğiz bu dünyadan tıpkı babaannemin gittiği gibi ama ne mutlu ki benim babaannem görmeyi bilen, masallara inanan ve masalları ile umut etmemizi bize öğreten bir kadınmış, ondan aldığım en büyük miras bu. Şükredelim ki hala görebilecek zamana sahibiz ve buna sahip olmamız için uğraşan kahramanlar var.

Şu anı görebilmemiz ve birbirimizin masallarına kahraman ve umut olabilmemiz dileğiyle.

Babanneme sevgilerimle

Babannem Muazzez Tunçel -(1919-2013)

Sinem T. OZ ‘den masallar….

More from Sinem Özusta

MURAT ÖRGE: Tasarım Mobilya’da Özgünlüğün Temsilcisi

İdeallerini ve yaşamla ilgili beklentilerini gerçeğe dönüştürmek isteyen dostlar kazanmak amacıyla 2004...
Devamı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.