Saffet Gözlükaya ile Özünde Bir Sohbet

“22 sene olmuş bu şehre taşınalı” diye başlıyor anlatmaya Saffet Gözlükaya; aslen Afyonlu, ancak ailesinin büyük bir bölümü İzmir’de yaşıyormuş. Mimarlık okumaya geldiği şehre aşık oluyor ve yerleşmeye karar veriyor. O gün bu gündür şehirden alıyor, şehre veriyor… Olağanda duramayan bir enerjiye sahip; anlatırken bile ofisinin bir o köşesine gidiyor, bir diğerine. Aynı anda birkaç şey ile ilgilenenlerden, ama her şey tam, eksik kalmak ne kelime fazlası da mevcut. “Gün 48 saat olsa…” diye ekliyor.

sovery-oz-giris

Pınar Atınç: Yataktan kalkma ve tekrar girme… Nasıl geçiyor bir günün?

Saffet Gözlükaya: Güne erken başlıyorum. Bir taraftan kendim hazırlanırken bir taraftan da çocukları (Damla ve Bora) okula yetiştirme telaşı, tüm aile yapılan bir kahvaltı. En geç 8:15’te ofisteyim. Öğleye kadar masa başı işlerime; günün geri kalanını müşteri toplantılarıma, tasarım işlerime, ürün alışverişlerine ve şantiyeye ayırıyorum. Haftada 3 gün akşamüstleri spor yapıyorum. Akşamları evde zaman geçirmeyi severim, zaten pestilim de çıkmış oluyor. En geç saat 11:00’de yataktayım.

soveryoz-icerik-4

Bayıldığım bu ofis çok çarpıcı detaylara sahip. Her mobilyanın ve objenin bir karakteri, ruhu var sanki… Özenle seçilmiş ve birleştirilmiş gibi bir uyum değil bahsettiğim, eklektik göz alıcılık… Öğreniyorum ki Saffet’in Boda isimli bir tasarım mobilya markası var, ofisinde de Boda’dan harika parçalar mevcut. Bir kısmını da İtalya’dan fuarlardan toplamış. Sonuç mükemmel.

Saffet Gözlükaya 1
Saffet Gözlükaya 2

Pınar Atınç: Yaptığın işler arasında şu ana kadar sana en çok heyecan veren proje hangisi oldu?

Saffet Gözlükaya: Aslına bakarsan tüm işlerimi severek yaptım. Otel ve ofis projeleri alıyorum; hatta kimisini inşa etmişiz, zaman geçmiş, renovasyonunu yapmışız, şuan ikinci kez yapıyoruz. Senede birkaç tane de çok özel ev projesi hazırlıyorum. Ama itiraf etmeliyim ki şuan yürüttüğümüz Smart Hotels projesi bana inanılmaz heyecan veriyor. İzmir’den tüm Türkiye’ye yayılacak bir zincir, reklam işleriyle Alinur Velidedeoğlu ilgileniyor.

soveryoz-icerik-5

Pınar Atınç: Tasarım ile bu kadar iç içe olunca modanın hayatında yer almaması pek mümkün değil, senin için ne ifade ediyor?

Saffet Gözlükaya: Elbette ki modayı takip ediyorum; ancak detay şu ki uygulama amaçlı değil. Moda, dekorasyonun öncüsüdür. Bekli de bir kanepenin rengini bir elbise belirler de diyebiliriz. Moda haftaları biter, tasarım haftaları başlar. Etkileşim kuvvetlidir.

Pınar Atınç: Şahsi hayatında?

Saffet Gözlükaya: En büyük tutkum ayakkabılar demeliyim. Ancak tasarım olan her şeye merakım var. Hiçbir zaman her şeyi giyen, kullanan bir kadın olmadım; özel parçalardan, beni yansıtan detaylardan keyif alıyorum. Çok mu iyi bir tarzın var dersen, kime ve neye göre bu belirlenir ki… Kendime, bana ait bir tarzım var diyebilirim. Tabi bunda biraz da zaman ve mekan belirleyici oluyor. Her sezon gözüme kestirdiğim bazı parçalar oluyor; onları arar, bulur, alırım. Deli gibi çok alışveriş de yapmam; az ama ÖZ olması benim için önemli. Yeni olanın pozitif enerjisine inanan birisiyim.

Saffet Gözlükaya 3
Saffet Gözlükaya 4

“Dinlenmek pek bana göre değil” diye devam ediyor; aynı masada saatlerce oturamayanlardan, en tadına doyulmadık sohbet olsun bir süre sonra kalkıp uzaklaşmak istiyor. Bedenini değil ruhunu dinlendirmeyi yaşam şekline dönüştürmüş; “sörf yaparken, spor yaparken dinleniyorum, saatlerce devam ediyorum” diyor.

İyi yemeği, içmeyi, dans etmeyi, gülmeyi, okumayı, öğrenmeyi seviyor. Hayatına pozitif olanları çabuk geçiriyor; bazı takıntıları ve batıl inançları varmış ve bunları olumlu aktarımlarla yaşama adapte ediyor. Asla kırık ya da çatlak bir şey kullanmıyor; neden mi, negatif enerji yaydığını düşünüyor. Reenkarnasyona  inanıyor; bir savaşçı olabilirmiş, hırsı ve yorulmak bilmezliği buradan geliyor; “Feminen bir sanatçılığım da var, mimarım ve tasarımlar yapıyorum; sanırım bir şarkıcıydım” diyor.

Saffet Gözlükaya 5
Saffet Gözlükaya 6

Pınar Atınç: İzmir?

Saffet Gözlükaya: Şehre bayıldım ve kaldım. Eşimle de burada tanıştık, birlikte mücadele verdik, hala da veriyoruz. Güzel olan, yaşam kalitesini yükseğe çeken de bu zaten. İzmir bir masal diyarı aslında; ne en yüksek noktaya çıkabileceğiniz ne de mutsuz hissedeceğiniz, her daim orta hislerde yaşayacağınız, kendi evreninizde olacağınız bir şehir. Herkes de buradını böyle seviyor; ayrı bir tasvire, ayrı bir bakış açısına sahip burada yaşayanlar. Reenkarnosyandaki geçiş yeri misali.

Pınar Atınç: Peki etkileşim?

Saffet Gözlükaya: Almak vermek… Şehirden besleniyorum, güzel dostluklar kurdum, rahat hissediyorum. Ben yapı olarak salt almayı değil, vermeyi seviyorum. Bu işimde, dostluklarımda, bir konuya yaklaşımımda böyledir. Fayda sağlamak beni mutlu ediyor. En başta bu şehre İzmirli iki evlat yetiştiriyorum.

“Ama itiraf etmeliyim ki Alaçatı ve New York benim için çok ayrı” diye ekliyor Saffet, “Alaçatı rahat, salaş, eğlenceli, aktif, buram buram iyot kokuyor”. Peki New York dediğimde, ortamdaki enerjinin kişiyi açığa çıkardığını ve bunu da en yoğun New York’da hissettiğini söylüyor. “Bambaşka bir duygu, sınırların kalması belki… İtilmiş olan yaşanılan travnmalar hayatı zorlaştırıyor, kişisel öz baskı kalkıyor. Üretkenlik tavan yapıyor.” Aynada başka bir görüntü belki…

Bambaşka kişiler, hikayeler, perspektif… Her daim hoş ve içine çeken bir yaşam senaryosu ile buluşmak dileğiyle,

Pınar Atınç

saffet-hnmn-alisveris

More from Sinem Özusta

Modası Geçmiş ya da Vintage

Modası geçmiş ile vintage arasında oldukça ince bir çizgi var. Tıpkı Retro...
Devamı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir