Perilerin Büyüsünde Sanata Atılan Fırça İzleri

Sıcaklar gelmiyor bir türlü, çiçek kokuları güzel güzel burnuma yayılmadıkça tatil özlemimde artmaya başladı ne yalan söyleyeyim. Şunun şurasında üç ayımız var. Ruh halimizde, hüznümüz de pek müsait olmasa da yürek istiyor yaz özlemini. Bu yaz sanat kampı programlarım da var. Ama yaz nasıl olacak düşünmeden edemiyor insan. Bu sorular beynimin ekseninde yel değirmeni misali dönüyor. Aslında şöyle ağaçlar altında sımsıcak bir mekânı düşlüyorum. Yeşiller kucaklamış deniz el tokalaşmış, sessiz sakin, usulca kitabımın sayfa molasında havuzunda dirildiğim. Mangal kokularında acıktığım, bütün gün salaş salaş bikinilerimle dolandığım, ağaçların şarkılarında rüyalarıma daldığım ip hamaklarım olsa, odamdan yeşilliklere ulaşmama çeyrek adım. Manzara ile gözlerimi buluşturmam kirpik dansı molası olsa. Keşke her şey hep hayallerde ki gibi olsa …

Evim benim için en büyük dinlence, dinlence ama alışınca kuduruyor misali özlüyorum iki haftayı geçince dolanmayı bir yerlerde, topluca iki fırça vurmayı, ben tam bunları düşünürken kahvemin kokusu ciğerlerime yayıldı. Balkonumda güneş yağı kokusu duymaya mı başladım ne? Özlem belki de travmaların getirisi. Tüm ülkece travmadayız çünkü. Hiç bu kadar sarsılmamış, hiç bu kadar ürkekçe bakmamıştık hayatımıza. Tüm memleketimizin yavruları kendi yavrumuzmuşçasına, akrabamızmışçasına ağlamamıştık hıçkırıklarla… Bu git gel ile yoğrulurken beynim telefonumun sesine ürperdim. Atlar diyarı çağırıyor beni. İşte dinginlik, işte sakinlik. Arayan müthiş bir işletmeci, sanat dostu, sanat adamı, Abdullah Şen. Butik Otel Karlık Evi’nin sahibi. Tam tatil düşünürken araması ne kadar tesadüf değil mi? Bu ay yapacağı sanat buluşmasına davet ediyor beni. En sonunda arkadaşlarımdan dinlediğim Karlık evi büyüsüne mi hapsolacağım bende. Ne hikâyeler dinledim sanatçı arkadaşlarımdan Karlık evinde tuvallerin boya ile sevdasına, Abdullah beyin bu buluşmaları ta 2004 ten beri apayrı bir profesyonellikle gerçekleştirmesine dair. Sanat buluşmalarının Türkiye’deki en eski uygulamacılarından biri kendisi. Karlık evinin sanatla anılmasını istiyor,seviyor ve sevdiriyor sanatı tüm yöre halkına. Aslında burası bir otel. Her daim her insanın gidebileceği muhteşem bir atmosferdeki butik otel. Ve dokularına sanat işlemiş bir otel . Sanat ile sosyal yardım derneklerine kucak açacak kadar gönüllü ve yürekten paylaşımcı dost bir otel…

Sanatçı değilim nasıl gideceğim demeyin www.karlıkevi.com tıklayınca zaten aşık oluyorsunuz. Birbirinden güzel Kapadokya bölgesine ait kayalar ile işlenmiş 45 ile 110 metrekare arasında değişen 20 farklı renkte ve feng-shui felsefesi ile dekore edilmiş süit ve Panaromik süit odaların da sessizliği dinlemek ah yorgun ruhlara nasıl iyi gelir. Jakuzide şarabınızı yudumlarken Uçhisar Kalesi ve de Kızılçukur’u seyrederek gün batımının hoşça kal senfonisi. İster yalnız, ister eşinle, ister dinlence, ister romantizm. Bu ikisi aynı anda kaç yerde ele geçer ki. Diyelim ki odadan çıktınız ruhunuz huzura kavuşsun istediniz hemen yoga ve Meditasyon salonuna doğru geçiş yapıyoruz. ee öğleden sonra diyeceksiniz, Ekolojik tarım yapılan geniş bir arazisinde dolaşmaya mis gibi kokan sebzeleri kokladıkça akşam yemeğine iştahınız açılacak, birazda yüzmeye ne dersiniz siz hiç peri bacası manzarasında yüzmeyi hayal ettiniz mi? Ya da peri bacalarının manzarasında kartopu oynadınız mı?

Biz İzmir’ liler yüzeriz, severiz hatta yaşam felsefemiz bizim yüzmek ve su. Peki ya böyle muhteşem bir manzarada yüzmek işte bu hayalin sınır ötesi. Hele karı ne çok severiz az biraz yağdı mı bayram olur bizim yöreler. Bir coşku alır içimizi çocuklarcasına coşarız bir kartopu peşinde. Hiç yapılmayan kardan adamları doluverir sokaklarımıza bir avuç karda. Hepsi kendince bir mizah anlayışında heykellere gönderme yapar ta ki ertesi gün güneş yeniden sokakları ısıtana kadar. Peki bir otel düşünün şimdi odanızdan çıkıyorsunuz ve sanat atölyesine doğru giden dünyaca ünlü bir ressam ile karşılaşıyorsunuz. Karlık evinde hiç hayal değil biliyor musunuz? Hemen takip edin onu izleyin sanat atölyesinde belki gizli bir yanınız çağıracaktır sizi gizli büyüye. Bir ev sıcaklığında, ailenizin evinde gibi iken Karlık evinde belki de sanata doğru ilk adımlarınızı atacaksınız. E bu manzara sanat sohbetleri mutlaka çekecektir sizi usul usul. Daha geçen gün bir ressam dostum ile tam bir buçuk saat telefonda sadece Karlık Evinden bahsettik. Oranın sanatında neleri bezediğini, ne enstantaneler kattığını anlattı bana, daha ileriki sayılarımızda güzel bir söyleşide kendisinden tane tane alacağız bu güzel hisleri, bu sevdayı anlatmasını isteyeceğim. Telefonda bana özel değil sayfalarımızda hepimize

Abdullah Bey’e soruyorum peki burası zaten çok özel bir yer, muhteşem bir butik otel.2004’ ten beri sanat buluşmalarına ev sahipliği yapıyor. Neden sanat ile anılmak istiyor?

İşte verdiği cevap;
Çünkü Karlık evi, Güzel Sanatların her dalıyla ilham kaynaklarını paylaşmak istiyor.
Çünkü bahçesinde ve çevresinde tarih boyunca barınak olmuş, elma ambarı olarak kullanılmış ya da inançlarını yaymak için üstün çaba saffetmiş insan elinden çıkma, sığınakların ve güvercinliklerin şimdi de sanatçılar tarafından ruh bulmak için tekrar keşfedilmesini istiyor.
Çünkü Karlık evi, yöre halkına SANAT’I tanıtmak ve sevdirmek istiyor. Çünkü onların dedeleri de duvarlara çok önemli duygularını taşımışlardı.
Çünkü sadece coğrafi ve tarihi değeri ile tanınan yörenin, farklı yönlerinin ön plana çıkarılıp dile getirilmesini, yani Hitit döneminden miras çömlekçilik, ayrıca boyama ve bezeme, oya, nakış yapan ismi bilinmeyen sanatçılarının varlığının keşfedilmesini istiyor.
Çünkü gelen her misafirin sanatın aşkında buluşmasını, doğayı ve sanatı harmanlamasını istiyor.
Karlık evi, DÜŞ KURMANIN, yani her ne olursa olsun beynimizde resmedebildiğimiz her bir karenin, gerçeğe dönüştürülmesinde ne denli önemli olduğuna inanıyor ve bunu daha geniş kitlelerle paylaşmak istiyor.

İster dinlenmeye, İster sanatla buluşmaya, İster tatile, İsterseniz sadece Kapadokya’ya gidiyorum diyin. Hepsini tek bulabileceğiniz yer burası gibi…

Ben bu yıl farklı bir tatil özlemindeyim, siz buna ne dersiniz? Uyandığınızda belki beni bahçede
Tulumlarım ve boyalarımla resim yaparken görebilirsiniz. Belki beraber bir fırça atarız tablolarıma. Belki de başka bir sanatçı arkadaşımla balona binersiniz. Karlık evinin size ne sürpriz sunacağı belli olmaz. Bu yıl bir deneyelim derim ben… Ben iki hafta oradayım 14.Uluslarası Sanat Buluşmasında 14 ülkeden 20 sanatçı dostumla renklerin dansında, sohbetlerin tınısında, beklerim …

Peki siz?

Güzel Atlar diyarında (Kapadokya isminin anlamı) hayallere at koşturmaya ne dersiniz? Aramızda kalsın hem de dört mevsim…

Bu yazının etiketleri
,
More from Fatma Elvin Öztürk

İçsel Farkındalık

Balkanlar o topraklar gözümde tütmüyor değil. Yatıyorum rüyamda, kalkıyorum nefesimde. Uzun oldu...
Devamı…

1 Yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir