Misophonia: Seslerin İçinden Doğan Marka

Misophonia için marka olma serüvenine baktığımızda zevkli iki insanın dostluğundan gelen samimi duyguları rahatlıkla görebiliyoruz.

Biricik Suden Alanson ve Aslı Tacir  10 yıl önce tanışan ve bir daha ayrılmayan iki arkadaş. Uzun yıllardır zevkleri, hayat felsefeleri ve hayata bakış açıları ortak olan Alanson ve Tacir arkadaşlıklarını iş ortaklığı ile tamamlama noktasına getirirler. En çok keyif aldıkları ve en iyi bildikleri konu olduğundan birlikte bir moda markası yaratmaya karar verirler. İki arkadaşın birçok ortak yönünün yanı sıra bir de ortak rahatsızlıkları vardır. İki arkadaş da seslere karşı aşırı duyarlıdır. Çiklet çiğneme, topuk tıkırtısı, bozuk para, diş gıcırdatma gibi seslere tahammül eşikleri çok düşüktür. Aslında onlar hastalıklarının adını buldukları gün markalarının adını da yaratmışlardı: Seslere karşı duyarlılık hastalığı olarak tanımlanan Misophonia.
ozbeozcom-misophonia

Sessizliğin Huzurunu Sunan Marka: Misophonia

Her ikisi de kendi tarzları ile çok beğenilen arkadaşlar koleksiyonlarını hazırlarken ilhamlarını öncelikle kendi stillerinden alıyorlar. Bazen çiziyorlar bazen de hayallerini kalıpçılara anlatıyorlar. En önemlisi de kendi giymeyecekleri bir tasarıma asla koleksiyonlarında yer vermiyorlar. Markanın tasarımları giyen kişiye hissettirmek istediği duygu; kendini iyi hissetme ve mutluluk olarak tanımlanıyor. Markanın amacı; kumaşın yumuşacık hissi ve tasarımın özgünlüğünü birleştirerek, taşıyana iyi yaşam  duygusu iletmek olarak dile getiriliyor. Güncel ve moda olmanın demode olduğuna inanıyorlar. Onların hedefi kalıcı olmak. Yakaladıkları ortak dili koleksiyonlarına aktarmak için de tüm koleksiyonun sadece kendi ellerinden çıkmasını istiyorlar. Hastalıkları da koleksiyonun ilham kaynaklarından. Hastalığın ilerleyen aşamalarında kullanılmak zorunda kalınan kulaklıkları aksesuar ve fermuarlarda kullanıyorlar ve etiketlerde de hastalıkla ilgili bilgilere yer veriyorlar.

Dinamik ve Feminen

Zamansız, modern, dinamik ve birbirini  tamamlayan parçalardan oluşan koleksiyon zarif ve abartısız şehirli kadını hedefliyor. En çok kullanılan materyaller süet, deri, ipek ve denim. Özellikle eskidikçe güzelleşen deriler koleksiyonun vazgeçilmez unsurları. Biricik Suden Alanson bunu yaşlandıkça kıymetlenen dostluklara benzetiyor. Ortakların stilleri de birbirini tamamlıyor. Biricik Suden Alanson daha androjen bir stile sahip. Çok fazla spor yaptığı için spor ayakkabı ile de giyilebilen modelleri tercih ediyor. Favorisi vintage parçalar. Aslı Tacir ise daha feminen. Balıkçı kazak, deri pantolon bayılarak giydiği parçalar. Marka androjen, dinamik dokunuşlarını Biricik’ten, feminen tarzını ise Aslı’dan alıyor.

Ortaklara göre stil  kendini başkası ile mukayese etmediğin zaman başlıyor. Onlar için vücudunu iyi tanıman, giydiğin model ve desene adapte edebilmen önemli. Koleksiyonlarında her modelden belirli sayıda üretiyorlar ve giyenlerin kendilerini gerçekten özgün hissetmelerini sağlamayı hedefliyorlar.

Markanın bundan sonraki hedefleri içinde yurtdışında açmaya başladıkları noktaları geliştirmek ve arttırmak bulunuyor.

 

More from Nilgün Tiyanşan

Yazın Vazgeçilmez Aksesuarı: Güneş Gözlüğü

Güneş gözlüğü mevsim fark etmeksizin kullanılması gereken bir aksesuar olsa da özellikle...
Devamı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir