MELIE by Melike Kapıcıoğlu

Romantik, zamansız ve zarif tasarım markası MELIE ‘nin yaratıcısı Melike Kapıcıoğlu’yla tasarımları, mücevhere yolculugu ve hayata bakışını paylaştığımız bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kendinizi bize tanıtır mısınız?

2 Mart 1985 yılında İstanbul’da doğdum. Meraklı, araştırmayı seven ve el becerilerine oldukça yatkın bir çocuktum. Sanırım daha o zamanlardan ileride benzer bir iş yapacağım belliymiş. Bazılarımız hayal kurmak bazılarımız da plan yapmak diyor. Ben hayalini kurardım. 5 yaşında terzi olmak isterdim o zaman modacı ne demek bilmezdim, 7 yaşında renklere olan sevdam ile ressam, 13ümde Lord Carnarvon ve Howard Carter ile başlayan Mısır tutkumla arkeolog. Hep hayal kurar, çizer, yazardım… Şimdi bakıyorum da ne el becerilerine merakım yüzünden terzi, ne renk sevdam ile ressam, ne de gizemli geçmişe tutkum ile arkeolog oldum. Sanata, tarihe, zanaata, edebiyata, mitolojiye olan tutkum; onlardan ilham alarak tek bir işte bunca disiplini barındırmama olanak verdi.

Mücevher tasarımı yolculuğunuz nasıl başladı?

Çizdiğim ve yaptırmak için gittiğim atölyede, “Kendi yüzüğünü kendin yapmak ister misin?” sorusu ile 2007 yılında tezgâh ve mücevher ile yolculuğum başlamış oldu.

Bu tutkunuzu geliştirmek için eğitim aldınız mı?

Hayalinizde canlanan bir fikir, kâğıtlarda çizimlere, sonra tezgâha ve sonra bedeninizi süsleyen elle tutabildiğiniz bir mücevhere dönüşmesi… Bu heyecan öyle tutku ile sarıp sarmaladı ki beni hayal ettiklerimi olduğu gibi canlandırmak istemem ile üretim konusunda farklı teknikler üzerinde hem İstanbul’da hem de Londra’da eğitimlerime devam ettim. Tasarım Kültürü ve Yönetimi, GIA den aldığım taş ve tasarım, tezgâhta bir mücevherin en ham halinden son haline gelene kadar geçen tüm süreçleri daha iyi kavrayabilmek için aldığım eğitimlerin sonunda Melie ’yi kurmaya karar verdim.

Melie by Melike Kapıcıoğlu

Tasarımlarınızın ilham noktası nedir?

Bir şiirde geçen dize, bir sanatçının tablosu, bir kitap, sevdiğim insanlar ve hatıralar en güzel ilham kaynaklarım.

Fark yaratmak için ne yapıyorsunuz?

Sadece özüme sarılıyorum. Hepimiz birbirimizden farklıyız. İlgi alanlarımız, yetiştiğimiz kültür, çocukluğumuz, sevdiğimiz kitaplar, sevdiğimiz müzik, her şey…. Durum böyle olunca, kendinize odaklandığınızda tasarımlarınız ve hikâyeleriniz farklı oluyor. Koleksiyonlarımda mitoloji, sanatın farklı dalları, farklı kültürlerden gelen hikâyeler ve birçokları benim özümde merak duyduğum her şeyi yansıtıyor. Önemli olan yaptıklarınızı herkesin beğenmesi değil, sizinle aynı duygu ve değerleri taşıyanların beğenmesi.

Mücevherde moda ve trendler nasıl belirleniyor, sizin tasarımlarınız trendlerden etkileniyor mu?

Ben mücevherin zamansız olduğuna inananlardanım. Bugün taktığım bir mücevheri moda ve trendlere aldırmadan yıllar sonra bile takabilmeli ve vücudumu süsleyebilmeliyim. Bu sebeple moda ve trend takibi yaptığımı pek fazla söyleyemeyeceğim. Sadece değişen dönemlere, o anki ruh halimize, tenimize göre bazı tasarımlarıma dönemsel olarak ağırlık vermeyi seviyorum. Yazın rengârenk kullandığım taşlar, açık bileklerimizi kaplayan cufflar tasarlarken, kışın kasvetine baş kaldıran pırlantalı, ışıltılı mücevherler tasarlamayı seviyorum.

Melie için hangi koleksiyonları oluşturdunuz? Koleksiyon yaratırken çıkış noktanız ne oluyor?

İlk koleksiyonum, 1027 yılında yazılan, boyuna geçen ve ölünceye kadar çıkmayan aşk zincirini simgeleyen “Güvercin Gerdanlığı” adlı kitaptan esinlenerek ortaya çıktı. Koleksiyonda aşkın 5 farklı hali anlatılırken, aşkta büyük rol oynayan kokular ön plana çıkarak, içlerine sevdiğinizin kokusunu koyabildiğiniz parfüm kolyeler koleksiyonun ana parçalarını oluşturdu.

2012 07 03 meli 14340_1

Bir sonraki koleksiyonum Gradiva ’da, 5 farklı aşk hikâyesini ele alarak aşkın sınır ve farklılık gözetmeksizin yaşanması gerektiğini anlatmak istedim. Salvador Dali ve eşi Gala, bize aşkın olağandışı, Nazım Hikmet ve Vera, aralarındaki onca yaşa rağmen aşkın zamansız ve yaşsız oluşunu, Antonius ve Kleopatra, aşkın din, dil, ırk tanımadığını, Güzel ve Çirkin, aşkta dış görünüşün önemli olmadığını, Tac Mahal’in arkasındaki aşk öyküsü Şah Cihan ile Mümtaz Mahal’in aşkını anlattığım seri ise; aşkın ölümsüzlüğünü anlatır.

Melie küpeler

En son koleksiyonum “Venüs” ise; Botticelli’nin 15.yüzyılda resmettiği “Venüs’ün Doğuşu” tablosundan ilham alarak; tıpkı eserinde Botticelli’nin anlatmak istediği gibi yaşamın gücünün manevi güzellikten geldiğini anlatır.

melie - inci birlikte

Şu ana kadar farklı disiplinlerden, kültürlerden ve hikâyelerden ilham alarak tasarladığım toplam 9 koleksiyonum bulunmakta.

Türkiye ‘de mücevher kullanımı yerleşmiş bir alışkanlık mı? Kıyafet ile mücevher tasarımlarını kombinlemek için bize birkaç tüyo verebilir misiniz?

Mücevher Türkiye’de ve tüm dünyada, eskiden beri farklı birçok sebeple takıldı. Buna alışkanlık demek istemedim sanırım. Bir mücevher, bazılarımız için ölümsüz aşkın sembolü oldu, bazılarımız için sevdiğimiz birinden yadigâr, bazen koruyucu tılsım, bazen yatırım, bazen bizi süsleyen, bütünleyen vücut süslerimiz oldular. Hepimizin ailemizden kalan ya da bize şans getirdiğine inandığımız mücevherlerimiz olmuştur eminim ki.

Bu konu da bir kaç öneri de bulunacak olursam; en basit olarak o gün neyi ön plana çıkarmak isterseniz, diğer kombinleriniz ona fon oluşturacak şekilde olmalıdır. Kıyafet kombininiz den öte; vücut yapınız, ten renginize uygun seçtiğiniz bir mücevher tam sizin için tasarlanmış gibi duracaktır. İnce bilekli kadınlarda kalın cufflar, uzun boyunlarda sallantılı küpeler sadece takana değil bakana da keyif verir. Ama ne giyerseniz, ne takarsanız takın unutmayın ki kıyafetler, mücevherler, çantalar ve diğer her şey sizi en iyi şekilde ön plana çıkartacak şekilde seçilmelidir. Hiçbir zaman hiç bir şeyin boyutu ve abartısı ile size gölge düşürmesine izin vermeyin.

Hayalleriniz ve Melie için varmak istediğiniz hedefleriniz nelerdir?

Daha çok şey yazmak, çizmek, tasarlamak ve onları benimle aynı duyguları hisseden herkes ile paylaşarak zamanın sonsuzluğuna ulaşmak… Aslında bundan birkaç yıl sonrası için değil bundan yüzyıllar sonrası için hedeflerim.

Tasarıma özellikle mücevher tasarımına yönlenmemin nedeni çocuk yaşta bile gitmeyi çok sevdiğim o antikacılardı. O minik vitrinlerinde gördüğüm broşlar, saç aksesuarları beni hayal dünyasına çekerdi. Kim takmıştı? Nasıl hissetmişti? Kendi mi beğenip almıştı yoksa çok sevdiği biri mi hediye etmişti? Peki ya kimin elinden çıkmıştı? Kim tasarlamıştı? Neler anlatmak istemişti? O çocuk yaşta, onlarca duygu yüklediğimiz, en özel günlerimizde taktığımız, en güvenli kasalarımızda kilitlediğimizin mücevherin maddi değerinden öte sahip olduğu manevi değer beni büyülerdi. Bir tasarımcı olarak, sevdiğiniz birinden, onunla yaşadığınız bir anıdan, her zaman yanınızda olmasa da kalbinizde olan insanlardan geriye bir şeyler bırakma isteği ancak hiçbir zaman eskimeyen, öylece bir köşede unutulmayacak, kimin eline geçerse geçsin en iyi şekilde bakacağını bildiğiniz mücevherler ile mümkündü. Bundan 100 yıl sonra bir antikacıda, genç bir kadının parfüm şişelerimden birine tutku ile bağlandığını hayal ediyorum. Olmadığım zamanlarda, mücevherlerim ile nefes alabilmek en büyük hayalim, hedefim.

Bir tasarımcının günlük hayatı nasıl geçer? Bize bir gününüzü anlatır mısınız?

Melie ’nin sadece tasarım sürecinden değil birçok işinde bizzat yer aldığım için gün içerisinde sadece çizim kâğıtlarım, renkli kalemlerim ile vakit geçirmiyorum. Ama bu öyle bir şey ki bir marka çocuğunuz gibi oluyor ve onunla ilgili her şeyi yapmak size keyif veriyor. Kısaca bir günümü anlatmam gerekirse; Sabah çok erken kalkarım ve yaz kış demeden temiz havada yaptığım 1 saatlik yürüyüşüm güne daha iyi başlamama neden olur. En sevdiğim öğün kahvaltıdan sonra, hızlıca showroom’un yolu tutarım. Gün içerisinde; tablolar, araştırmalar, yazdığım kısa hikâyeler, misafirler ile hoş sohbetler, üretim sürecimiz, yeni ilhamlar ile tasarladığım mücevherler, onların en uygun dille sunulması için gerekli olan her şey ile ilgilenmek ruhuma iyi geliyor. Melie, bana çok şey öğretti. Ben de ona bu minnettarlığımı, hayal edebileceğimin en iyisini yaparak göstermeye çalışıyorum.

ozbeoz-com-melie-satin-al

More from Nilgün Tiyanşan

Şehirde Neler Oluyor: Nisan

Sevgili arkadaşlar, Baharın kendini iyice hissettirdiği bu güzel günlerde kırlarda ,bayırlarda gezinmek...
Devamı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir