Korkuluk

Korkuluk neydi aslın da? Hepimiz ekinleri korumak için dikilen samanla, şapkası ve askılı pantolonu ile tam tarlanın ortasında duran ve kuşları ürkütsün, kaçırsın düşüncesi ile yapılan insana benzer bir yapı bilinci ile büyüdük.

Peki sadece bu kadar mıydı?

Korkulukta korkar mıydı? Acaba kuşlardan, geceden ya da yalnızlıktan? Ne için orada olduğunun bilincinde miydi? Ya da bu görevden memnun muydu? Ekinlerin çığlık çığlığa onları koruması için yalvaran bir kahraman mıydı yoksa? Ama elinden bir şey gelmiyordu. Ne elini ne kolunu sallayabiliyor ne de çığlık çığlığa bağırabiliyordu geceye…

Bir objeye ya da bir insana korkutma görevinin ya da koruma görevinin verilmesi kadar yanlış bir olgu var mıydı acaba? İkisi de birbirinden zor ve meşakkatli görevlerdi.

Peki ya modern çağda insanlarda korkuluklara benzemiyor muydu? Haksızlıklara sadece durduğu yerden bakan ne elini ne düşüncesini oynatmayan, sadece öylesine duran, zaman dolduran ne çok insan var etrafımızda korkulukmuşçasına. Bir korkuluğun korkularını taşıyan geceden, yalnızlıktan, hayattan ve verilen görevi başaramayacakmış korkusu ile boğulan. Hepimiz bu çağda korkuluk olma yolunda mıyız acaba? ‘’ aman bana dokunmayan yılan bin yaşasın ‘’ düşüncesi ile. Biz şurada bir duralım, sadece duralım, yanaşan yanaşır korkan kaçar mantığı ile.

Korkuluk Cumhuriyeti & Kökler - Mehmet Akkaya

Globalleşme içimizi samanla mı dolduruyor yoksa?

Samanlaşıyor, çiğleşiyor gittikçe yerimize mi mıhlanıyoruz? Çevremiz bize ekinlerin baktığı gibi kahraman gözü ile bakarken bizler gittikçe korkan ve korkutan korkuluklara mı dönüşüyoruz? Globalleşme sürecinde böylesine üzerine uzun uzun denemeler yazılacak, düşünceler bezenecek belki de her insanın ben korkuluk muyum? Acaba şu kısacık hayatımda diye irdelemeye gireceği bir konu ile karşımıza çıkıyor sanatçı dostum Mehmet Akkaya. Sanatın bakış açısı ile böylesine derinlikli bir konuya eğildiği için kendisini tebrik ediyorum.

Peki biz sanatçılar, biz neyiz neredeyiz sanatın dünyasında? Korkuluk muyuz? Yoksa ekinlerimizi korumak için korkulukları yandaşımız yapan insanlar mı? Korkularımız ve egomuz ile boğularak öylesine bu dünyanın içinde sadece duruyor muyuz? Yoksa insanlığımız, farklı bilgi donanımımız ve evrenin bize bahşettiği muhakeme yeteneği ile bir nebze herkese iyilikleri yansıtabiliyor muyuz? Ne kadar aydınız? Aydın olmanın getirisini özümseyebiliyor muyuz içimizde? Korkuluk muyuz yoksa! Sanatın tüm güzelliklerini, dostlukları ve ilahi sevginin yansıtıcıları mıyız?

Peki bu konuyu resimlerin ışığında irdelemeye ne dersiniz? Tabloların renk cümbüşünün arasında dolaşırken hayatın ivmesini sorgulamaya… Korkuluk edilgenini yaşamımız ile sorgulamaya… Bir kelimenin nasıl türlü anlamlarla felsefeye dönüştürülebileceğine doğru kısa bir yolculuk. O zaman sizleri sevgili dost Ressam Mehmet Akkaya’nın İzmir Sanat Galerisi 15-25 Kasım 2017 tarihinde açılacak “Korkuluk Cumhuriyeti & Kökler” sergisine davet ediyorum. Açılış 15 Kasım 2017 saat 18:00 da. Ajandalarınıza not edin unutmayın ….

Sanata bakış açın, ışığın ve yorumlayacağın hayat bol olsun sevgili Mehmet Akkaya …


Korkuluk Cumhuriyeti & Kökler - Mehmet Akkaya
Korkuluk Cumhuriyeti & Kökler - Mehmet Akkaya
Korkuluk Cumhuriyeti & Kökler - Mehmet Akkaya

Bu yazının etiketleri
, ,
More from Fatma Elvin Öztürk

Resim Kızım, Şiir İse Oğlum

Resmimin arsızlığındayım yine daha güne bile uyanmamışken. Gözlerim ufak ufak aralıklarından kaçamak...
Devamı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir