Kapadokya Asuwari Suites

Bazı yerler kokusunu, dokusunu, sessizliğini bırakır üzerinize… Bir ömür boyu unutmayın onu diye… İşte Kapadokya da o sakin ama yüksek enerjisini üfledi ruhuma bir daha geri dönüp onu bulayım diye…

kapadokya gezisi

Bir masal diyarı düşünün sadece Tanrı’nın elinin değmiş olduğu… Öyle bir oluşum ki birbirine benziyor ama hiçbiri bir diğerinin aynı değil… BAŞKA! Düzensizliğin muhteşem uyumu var bu topraklarda… Bazıları gizemli, bazıları tutkulu, bazıları mutlu… Her bir taşın hissi var adeta… Daha ilk baştan hipnoz etkisi yapıyor insanda… Tanrıya inanmayan birini bile inandırır bu coğrafya… Çünkü burada yaratan yaradan net…

Şahit oluyorsunuz sanatın en gerçeğine…

20 yıllık dostluğumuzu kutlamak için daha şahane bir yer seçebilir miydik acaba bilemiyorum ama bildiğim bir şey var ki orada olmamız tesadüf değildi.

Geçen yıl Kapadokya’ya giden bir arkadaşımın önünden geçerken görüp beğendiği, daha sonra sahibiyle tanışıp otelin hikâyesini dinlediği, döner dönmez  bana tam senlik muhakkak gitmelisin bayılacaksın dediği ve gittiğimde söylediği her kelimenin doğru hatta daha fazlası olduğunu gördüğüm, her köşesinde özen, samimiyet ve dostluğu bulduğum Asuwari Suites’de otelin sahibi Baran Numanoğlu kapıda karşılıyor bizleri…

Otelin tepesinde yazan “BİR KAÇIŞ HİKAYESİ” gözüme çarpıyor…

İçimden hemen geçiriyorum.

Biz de buraya zaten kaçıp gelmedik mi hem de taa nerelerden.

İçinde hikâyesi olan her şeye bayılıyorum.

Sana bir şey anlatmasına…

Seni de kendi hikâyesinin içine katmasına…

Paranın anlamının yalnızca pul olduğu hayatımda.

Sadece para kazanmak için çalışan değil işini aşkla yapan insanları topluyorum hayatıma…

Çok şükür diye geçiriyorum içimden…

Hepsini tıpkı bir mıknatıs gibi tek tek çekiyorum.

Sonrada Mutluluklarımızı çarpıyoruz…

Sıkıntılarımızı bölüyoruz birlikte

Evet, dost oluyoruz…

İşte bizim hikâyemizde kahramanlarımızla Kapadokya’da Asuwari’ye kaçış öykümüzle başladı. 8 kız dünyadaki tüm dertlerimizi raflara kaldırıp kocalarımızı, çocuklarımızı  dünyada bırakıp başka bir gezegene yolculuk yaptık…

Burası öyle bir yer ki artık Kapadokya’yı değil yalnızca benden Asuwari Suites ve yaratıcısını dinlemeyi isteyeceğiniz bir hikâye… Çünkü bu otelden geçmek herkese nasip olmaz bence.

Yalnızca kalbinde sevgi, ruhunda derinlikleri olanlar adını kazıyabilir duvarlarına ve burası öyle bir otel ki dünyanın fani bir yer olduğunu sonuna kadar inandırıyor insana….

Yani bu otel de bu coğrafya gibi hiç sıradan değil!

Sıra dışı!

Sabah kahvaltımızı avluda yapıyoruz. Yoldan geldik diye hazırlanmış ama tekrar tura çıkacağımız içinse hızlandırılmış bir kahvaltı bu. Sonrasında kırmızı hat için ayrılıyoruz otelden… Kafamız rahat hiçbir şey düşünmüyoruz uçaktan indiğimiz andan itibaren bir dahaki uçağa kadar yapacağımız bütün rota Baran Bey tarafından organize edilmiş… Kızlarla bütün gün bol bol fotoğraf çekiyoruz karınlarımız ağrıyana kadar gülüyoruz günün sonunda otele geri geldiğimizde o gün dolunay var diye dileklerimizi kâğıtlara yazıyoruz… Otele girdiğimiz andan itibaren öyle bir enerji sarıyor ki hepimizi daha elimizdekileri odaya bırakmadan avlusundaki şöminenin önündeki beyaz dev kanepeye kuruluveriyoruz kimse üstünü değiştirmek istemiyor sanki o “an”  ellerimizin arasından kayıp gidecekmiş gibi birbirimizden ayrılırsak büyü bozulacakmış gibi hissediyoruz. Herkes dilek tutuyor ölüm sessizliği var avluda… Dileklerimizin içinde dualarımız, dualarımızın içinde büyü var adeta…

Kaldığımız bir otel değil; orası bizim Kapadokya’daki evimiz  Baran Bey de Amerika’da yıllardır yaşayan 20 yıllık dostumuz.

O kadar güzel ki muhabbet sanki onca yolu bu otelin içinde geçirmek için gelmiş gibiyiz. Ziggy de akşam yemeği öncesinde restoranın altındaki minik dükkânda el emeği ne kadar da zevkli ürünlerin olduğu restorana ait bir dükkâna giriyoruz bayılıyoruz alıyoruz da alıyoruz… Ama hepsini de kullanıyorum şimdi severek… Ertesi sabah güneşli bir sabaha uyanıyoruz… Dünyanın birçok yerinde, en lüks otellerinde, kafelerinde kahvaltı etme şansım oldu ama evimde kendi hazırladığım kahvaltının yerini hiçbir şeye değişmezdim ben taa ki Asuwari Suites’teki kahvaltıyı görene kadar… Yalnızca kahvaltı yapmak için bile bu otelde kalmaya gitmek istersiniz.

kapadokya hakkında bilgi

Her şey ne kadar özenli, ne kadar lezzetli her gün farklı sürprizleri var konuklarına… O ekmekler, pancakeler annesinin yaptığı muhteşem reçeller bir de güzel dostlar, fonda Sezen’in en duygulu şarkıları, bazen Şebnem Ferah, bazen Pinhani, ara ara Klasik müzik dinletileri… Dünyanın en güzel arkadaşları… Ömürlük dostluklarımız…

Ve tabiii yanımızda sanki 20 yıldır tanıyor gibi hissettiğimiz ama yalnızca 1 gündür tanıdığımız Baran Numanoğlu…

Kendisi tam bir çılgın…

Bizim böyle akıllı delilere ihtiyacımız var.

Olduğu gibi görünenlere, rol kesmeyenlere, gibi yapmayanlara, çok akıllı olup naif kalabilen deforme olmamış ruhlara kalbimizin açık kapıları var…

Baran Numanoğlu Kapadokya’nın yakışıklı bekâr prensi…

Onu anlatabilmek bir kompozisyonun yalnızca giriş bölümünü yazabilmektir bence çünkü onu anlamak için birikimlerinize, özgürlüğünüze, ruhunuza rüzgârın tıpkı onun izin verdiği gibi sizi de savurmasına izin vermeniz gerekir…

Hikâyesi, anlattıkları, samimiyeti ilmek ilmek dokuduğu oteli kadar özel…

Amerika’da TV, reklam okumuş ve 7 yılın sonunda Türkiye’ye döndüğünde en çok izlenen TV kanallarından birinde, CNNTürk’te, 5N1K’da, Tims’de ve daha pek çok yerde çalışmış ama dedim ya o farklı, derin…

İçindeki tamamlanmayı bekleyen boşluklar olduğu ve o da bazı şeylerin fazlasıyla farkında olduğu için doğduğu yere Kapadokya’ya geri dönmüş. Bir de bu babasına zamanında vermiş olduğu bir sözmüş. Babası Ürgüp’ün en sevilen belediye başkanıymış. Çok değerli bir insanmış. Belediye başkanlığı yaptığı dönemlerde çok insanın hayatına dokunmuş o bölgede…

Baran Numanoğlu, bu topraklara döner dönmez Ürgüp’te 110 yıllık bir Rum Konağı karşısına çıkmış; burayı satın almış konağın ilk resimlerini gördüğümde inanamadım nereden nereye geldiğine.

Tanınmayacak haldeymiş ama eski izler taşıyan sembollerini olduğu gibi koruyarak bu konağı baştan yaratmış hem de ne yaratmak!

O konağı bölgenin en samimi, en nevi şahsına münhasır oteli yapmış… Tıpkı kendisi gibi…

kapadokya gezilecek yerler

Otelin adını ‘Asuwari’ Önde giden atlı askerden alıyormuş.

Güzel atlar diyarı Kapadokya’ya da yaptığı otele en yakışacak ismin olduğunu düşünmüş.

8 Odası var bu otelin… Hiç biri birbirine benzemiyor bu odaların. Otel odası değil de evinin odaları gibi her biri. Hem çok ferah ve hem bir o kadar da gizemli. Dört yıl gönlünü verdiği Mevlana’ya ithaf ettiği bir odası var mesela adı Love. En özel odası ise Diego’ya olan aşkına inandığı Frida Kahlo’ya ithaf etmiş. Otelin dört bir yanı hayatını özetleyen sembollerle dolu..Otelin temasının ise huzur olmasını istemiş…Bunu da başarmış. Mimar eli değil, yalnızca Baran Bey’in ince ruhunun elleri değmiş Asuwari’ye.

Özel günlerinizi de unutmuyor kendisi… Evlilik yıldönümü, balayı gibi özel anlarınızı Asuwari Suites’te geçirdiğinizde, O tarih Kapadokya’da ölümsüzleşiyor. 1 yıl sonra tam o tarihlerde o oda size özel olarak hediye ediyor. Enerjiniz, mutluluğunuz daim olsun diye…

Otelin her köşesinde size Süt Tasarım ın Asuwari Suites’e özel olarak hazırladığı çizimler gülümsüyor. Her otelde gördüğünüz bölge ve manzara resimlerinin yerine Sabahattin Ali’den, Rumi’den hatta Sezen Aksu’dan sözler işliyor yüreğinize…

Otelin avlusuna ilk girdiğinizde, sizi onlarca göz takip ediyor. Baykuş, gözleri her köşede oteldeki bilgeliği temsil ediyor.

Eğer siz de şanslıysanız yolunuz Asuwari’den geçecektir… Ve o zaman inanın kalbinizde yeşerecek sevgi tohumları hala var demektir. Çünkü Kayahan’ın şarkısı gibi yolu sevgiden geçen herkes inanıyorum bir gün bu otelden geçecektir. Ve o gün geldiyse ve siz oradaysanız avlusundaki büyük kanepede dilek tutmayı unutmayın olur mu?

Çünkü etrafında melekler bekliyor bu otelin siz bırakın dileklerinizi onlar gökyüzüne yazsın hepsini birer birer… Hele bir de dolunaysa, hava biraz serin, bir de dostların yanındaysa, ateş yanıyor, kalemin kâğıdın dileklerin gökyüzüne uçmaya hazırlanıyorsa, camiden de ezan sesi geliyorsa, salıver gitsin dileklerini huşuyla karışsın duan gökyüzüne… Yayılsın alacakaranlıkta bulutların arasına… O an gözlerinizi kapayın. Bir gün hepsinin gerçek olup üzerinize yağacağına inanın.

Ve o gün geldiğinde siz de dileklerinizi Asuwari’nin bahçesinden gökyüzüne bırakmayı unutmayın…

More from Aslı Önder

Sessizliğin Bilgeliği: Massimo Giannoni

"Sessizliğin Bilgeliği" adlı sergisi ile İstanbul'da görme şansı yakaladığımız Massimo Giannoni ve eserlerinin...
Devamı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir