Kadın Olmak Zor Zanaat Arkadaş

“Dünyadaki en güçlü insanlar kimlerdir diye sorsalar; kendi başının çaresine bakmayı öğrenmiş kadınlardır derim“
Cemal Süreya

Mart ayında gündem dolu .Önemli günlerden bazıları; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 14 Mart Tıp Bayramı, 18 Mart Çanakkale Zaferi, 21 Mart Bahar Bayramı – Şiir Günü, 27 Mart Tiyatrolar Günü ….
Mart ayı gündeminin her konusunda sizlerle paylaşmak istediklerim vardı. Hepsinden biraz biraz bahsetsem mi derken “Kadınlar Günü” ağır bastı. Geçtiğimiz haftalarda AÇEV’in eğitici eğitimi vardı. Proje yeni ve adı “Hayat Dolu Buluşmalar”. Amacı eğitimini yarım bırakmış, sosyal hayattan geri kalmış kadınlara ulaşmak. Dolayısıyla, çok yazıldı çizildi ama son haftalarda benim gündemimde de kadınlar olunca ve tek güne sığdırılmaya çalışılan bir 8 Mart geçirince, bende de kadınlar konusunu ele almak istedim.

“Dünya neden cinsiyet ayırımı yapar ki anlamam.”

Çocuk anadan çıplak doğar. Toplumsal roller hayatlarını şekillendirir çocukların. Erkek çocuğuna silah veren, kız çocuğuna erkek kardeşine hizmet ettiren anne zaten çocuklarının yollarını çizmiştir. Antropologlar tarafından yapılan araştırmalara göre günümüzden 3,5 milyon yıl önce erkeklerin doğasında olan kaba kuvvet ve kadınların doğasında olan toplayıcılık özelliği, aralarında iş bölümünün yapılmasına ve sosyal örgütlenmeye gidildiğini gösterir. Yaşamak için ,erkek avlanmış, kadın ise avdan getirileni daha lezzetli veya işlevsel bir hale getirmiştir. Yüzyıllarca da sürüp gitmiş bu uyum. Doğada, her canlı birbirini tamamlayan karşıtı ile bir çifti oluşturur. Kadınla erkek de gerçekten iyi bir iş bölümü yapabildiyse eğer “Uyumlu Çift” ödülünü almaya hak kazanmış demektir. Günümüzde uyumlu birlikteliklere baktığımızda karşılaştığımız tabloya da “ideal çift” diyebiliriz.

Peki bana göre “ İdeal Çift “ nedir?

Çamaşır makinesinde yıkanan aynı renk çorapların aynı tekini uzun uğraşlarla bulduktan sonra bir çift olarak çekmeceye girebilmiş çorap da “ ideal çift “ tir bana göre ama konumuz bu değil… Kadın-erkek birlikteliğindeki ideal çift; Birbirlerinin sınırlarına girmeyen ve partnerinin güçlü olduğu yönü kabul edip iş bölümü yapabilen, ortak sosyal hayatı paylaşabilen kadın ve erkeğin birlikteliğine ideal birliktelik diyebilirim! Kadın/erkek ruh ve güç olarak zıt kutuplardır aslında. Artı/eksi kutupların birbirini çekip kenetlenmesi gibi, kadın ve erkek bu kenetlenmeyi başarabilirse eğer, hayatı dengeleyen mükemmel bir çift olabilirler.

Neyse konuyu dağıtmayım …. Zamanla erkeklerin “ben“ (bazı erkekleri tenzih ediyorum) egoları nedeniyle bu uyum gelecek kuşaklara yanlış aktarılmış, avcılıkla fiziki gücü kuvvetlenen erkek aynı vahşi doğada olduğu gibi fiziki gücü zayıf olan kadını baskı altında tutmuştur. Hatta eziyet etmiş, tüm haklarını elinden almıştır. Böylece bu yozlaşmanın neticesinde tüm olumsuzlukların sorumlusu da kadın görülmüştür. Kimi diri diri yakılarak, kimi taşlanarak cezalandırılmışlardır. Hâlbuki tarihte bazı uygarlıklara baktığımızda, mesela Eski Türklerde kadınların sadece sosyal değil, siyasi hakları da vardı. Tıpkı buyrukların “Hakan ve Hatun kişi buyuruyor ki” diye çıkarıldığı gibi veya Uluğ Hatun gibi yargıç olan Türk kadınlarının varlığı gibi…

Turgur Uyar der ki şiirinde ;

“Kadınlık zor zanaat
Biri kurbağa öper,
biri yüzyıllarca uyur,
biri 7 cüceyle yaşar,
biri kuleye kapatılır.
Bir masal prensesi olsan bile kadınlık zor“

Yanlış aktarımlar ve yozlaşmalar sonucunda kadın olmak tüm coğrafyalarda ve her dönemde zormuş aslında. Ama bizim coğrafyamızda kadın olmak biraz daha zor maalesef...“Anne Kaygısı“ yazımda bahsetmiştim. Göç alan bölgelerde, bu yüzyılda okula gönderilmediklerinden dolayı halen okuma-yazma bilmeyen kadınlarımıza okuma yazma öğretmek ve bir parçada olsa hayatlarına dokunabilmek için haftanın üç günü çalıştım. Çalıştığım bölgeler sosyo-ekonomik yapısı düşük toplumlar. Varlığı hiçe sayılmış kadınlara dair çok hikâye var o bölgelerde. Hikâyelerin çoğu film ve dizilere konu… Kaç dizi, kaç film daha çıkar o hikâyelerden… Kim bilir? Bazıları çok sessiz, sadece dinliyor ama bazıları anlatmak istiyor. 7 senedir bu kadınların hikâyelerini dizi ve filmlerden değil de bizzat kendilerinden dinliyorum. Çok hüzünlenip, günlerce etkisinden kurtulamadığım hikayeler de var, kursiyerlerle hep birlikte güldüğümüz hikâyelerde…

Çok eskilere gitmiyorum en fazla bundan 8-9 yıl önce radyoyu gören, duyan gencecik bir annemizin vardı. Babasını erken kaybetmiş, amca kapı dışarı çıkarmamış ve uygun gördüğü kuzeniyle akraba evliliği yaptırmış. Sonraki hayatı daha da zor çünkü bedensel engelli bir kız çocuğuna ve evdeki kalabalığa yetişmeye çalışarak geçen günler. Hastanede bazı zorlukları aşabilmek, okuma yazma öğrenmek için kursa kayıt yaptırmış. Çok azimliydi ve söktü okuma-yazmayı. Arada sohbet ederken kendine ait bir hikâyeyi hem anlattı, hem güldü. Radyo ile ilk tanıştığı zamanlarda radyoda çalan türküyü annesi çok seviyormuş, annesine de dinletmek istemiş. Kapatmış radyoyu, annesini çağırmış. Birlikte dinlemek için açmışlar radyoyu. Ama radyoda bir başka türkü çalıyor. “Radyonun etrafına baktım hocam nereye gittiğini bulamadım “ dedi. Toplumsal olarak ağlanacak halimize grup olarak güldük o gün.

Kadın Erkek Eşitliği Dünyada Kanıtlandı Mı?

2018 Oscar ödülleri 4 Mart’ta sahiplerini buldu. Dünyanın en prestijli ödüllerinden olan Oscar ödülleri bile dağıttığı ödüllerle yeri geldiğinde eşitsizliği ile kendini sorgulatıyor. Törenin yapılacağı salona giriş olan Kırmızı Halı serenomisinde kadınlar şıklıkları ile erkekleri gölgede bırakıyorlar. Peki ödül dağıtımlarında erkekleri geride bırakabildikleri yıl var mı ? Merak ettim, biraz araştırdım. Daha önce duymadığım bir araştırma karşıma çıktı. Araştırmanın adı; Bechdel Testi…Sinema dünyasındaki cinsiyet eşitsizliğine dikkat çekmek için kullanılıyormuş. Bir filmin Bechdel Testi’ni geçebilmesi için belli kriterleri tutturması gerekiyormuş. Kriterler şöyle; Filmde bir adı olan en az iki kadın karakter olmalı, bu kadınlar erkekler dışında başka konularda da konuşmalı ve bir kez ‘erkek muhabbeti’ yapmalı. BBC’nin son araştırmasına göre 1930‘lardan itibaren Akademi’nin En İyi Film Oscar Ödülü alan filmlerin sadece yarısından azı Bechdel testini geçebilmiş. Hatta son 80-90 yılda kadınların temsil oranı 1930’ların bile altına gerilemiş. Halbuki başka bir araştırma Bechdel testinden geçen filmlerin gişede daha fazla iş yaptığını ortaya koymasına rağmen…

Kadınlara seslenmek istiyorum, farkında mısınız evrenin en çok tartışılan canlısıyız ?

Diyorum ki; Kalbini ve aklını koru, çünkü kalp ve akıl seni güçlü yapacak. Sana bahşedilen günün tadını çıkar ama asla diğer günleri es geçme, geçirilmesine izin verme. Birçok marka, nedenini anlamadığın başka bir kadını yılın kadını olarak seçebilir. O seçilen kadının ne yaptığına takılıp kalma. “Yılın kadını BENİM“ de… Çünkü sen de kendi hayatının, kadınlığının, anneliğinin, arkadaşlığının, iş kadınlığının emekçisisin. Bırak feminist kafayı veya sana biçilen toplumsal rolü… Kariyer istiyorsan kariyer, çocuk istiyorsan çocuk veya her ikisini birden yap. Yapabilirsin! Kadının/kendinin gücünü bil ama kadın olmanın gerekliliği olan nezaketi, zarafeti elden bırakma. Toparlayıcı gücünü de hafife alma. Karşı cinsin doğanda olan bu güçlere hayran ve saygı göstermeye hazır aslında. Yeter ki sen iste !

Bu ayda size çok sevdiğim bir Nazım Hikmet şiiri ile veda ediyorum.

Hoş Geldin Kadınım

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
yorulmuşsundur;
nasıl etsemde yıkasam ayacıklarını
ne gül suyum ne gümüş leğenim var,
susamışsındır;
buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim
acıkmışsındır;
beyaz ketenli örtülü sofralar kuramam
memleket gibi yoksuldur odam.

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin
ayağını basdın odama
kırk yıllık beton, çayır çimen şimdi
güldün,
güller açıldı penceremin demirlerinde
ağladın,
avuçlarıma döküldü inciler
gönlüm gibi zengin
hürriyet gibi aydınlık oldu odam…

Hoş geldin kadınım benim hoş geldin.

Sevgiyle kalın ,

More from Bengi Birgi

Anne Kaygısı

Merhaba ben Bengi Birgi. Çocuk yetiştirmenin sanat olduğuna inanan bir anneyim. Tango...
Devamı…

2 Yorum

  • Elinize sağlık, çok içerikli ve keyifli bir yazı olmuş.
    Kesinlikle katılıyorum, kadın evrenin en çok tartışılan canlısı. Kadınlar engeller yerine kendi istekleri ve güçlerine odaklansalar, başaramayacakları birşey yok. Tartışılan yerine kabul edilen olmak ta başarmış kadınların sayesinde olmakta.

    • Evet çok haklısınız .. Başarmış kadınlar başaramayanlara örnek olur , rehberlik te edebilirse eğer başarmış kadınlarla birlikte dünya daha güzel bir yer olacaktır eminim .

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.