Hayat Dediğin Geçiyor Cancağızım

“Bütün çiçekleri koparabilirsiniz fakat baharın gelişini engelleyemezsiniz. “

Pablo Neruda.

Neruda’nın sözü bu ay sizlerle paylaşmak istediklerime rehber oldu. Ne yaparsak yapalım hayat hızlı akıyor. Kış hazırlığı daha yeni bitti derken yaza hazırlanırken buluyoruz kendimizi. Yaz dediğin bir lokma… Hop yine kış gelmiş. Mevsimler birbirini kovalarken hayatımızın dönüm noktaları da aynı hızda geçiyor! Lise , üniversite derken 20’li yaşlara merdiven dayamışız, aşk, iş ,çocuk 30’lu yaşları devirmişiz ve o da ne ? 4’lü sayılarla söylüyorum yaşımı ? Bu yıl doğum günümde klasik espriyi yaptı yakınlarım “ 41 kere maşallah “, aman Allahım 5’li sayıları mı telaffuz etmeye başladım ? Artık kutlamayacağım doğum günlerimi .

Şaka şaka… Abisi tarafından heyecanla beklenen ancak doğduğunda geri götürülmesi teklif edilen bir bebek olmakla birlikte evin küçük prensesi gibi büyüdüm. Evimizde doğum günlerinde ufakta olsa  kutlama olurdu. Belki bu nedenle doğum günleri beni hep heyecanlandırır. Kendimi özel ve mutlu hissederim. Hayatın akışına mola verdiğim günlerden biri de doğum günümdür. Birkaç yıldır bir günün yetmediğine karar verdim. Artık komple o haftayı doğum günüm olarak kabul ediyorum.

Yaş hesabı yapmadan yaşadığım an’a ait olmayı seviyorum. Bu duygu hayatın tadını çıkarmamda, zorlukları yenmemde, geçmişte yolculuk yaparken mutsuz olduğum değil mutlu olduğum anları hatırlamamda çok yardımcı oluyor. Olgunlaşırken çocuk kalabilmemi sağlıyor. Yıllar geçtikçe bu duyguya daha da sıkı sarılıyorum.

Yüzümde beliren kırışıkları da seviyorum. Bunu laf olsun diye söylemiyorum. Gerçekten seviyorum.

Geçen aylarda bir magazin haberi vardı .Sertab Erener uzun ve sağlıklı yaşamak için “Telomar” tedavisine başlamış! Böyle bir tedavi sürecine katlanamayacak kadar sabırsız bir o kadar korkağım. Zaten 100 yaşına kadar kırışmadan yaşayacağım diye bir iddiam da yok. Ama kaç yaşında olursam olayım hayal kurmaktan ve onları gerçekleştirmekten vazgeçmek istemiyorum. Çicero’yu sonuna kadar destekliyorum.

“ İnsanın yaşı, ruhunun gençliğine ya da yaşlılığına bağlıdır”

Çocukluk ve gençlik yıllarımda 50 yaş çok yaşlı insanlara aitti. Iki yıldır ellili yaşlardayım ve çocukluk yıllarımın düşüncesinde ki gibi kendimi yaşlı hissetmiyorum. Neydi o yıllarda acaba düşündüğüm 50 yaşın gerekleri ? Arada dizim kitleniyor, saçlarım karda dolanmışım gibi bembeyaz ama yine de yaş almak herhalde sadece fiziki değişiklik değildir. Epey kafa yordum bu konuya.Her 10 yılımı düşününce şöyle bir tablo çıktı karşıma ;

20’li Yaşlarımda Ben

20 yaşındayım! İnanasım gelmiyor!En gözü kara yıllarım, elimden tutan olsa Mars’a bile giderim!

Amfide arka sıralara otur, imzadan sonra kaç. Blöflü pişti seni bekler!

Ah üniversitenin hoyrat geçen ilk yılı!Geleceğe dair hayallerin var, gerçekleştirmek için vitesi büyüt!

Kızım her şeyi biliyorsun, kendine güveninde tam, peki inceden gelecek kaygın neden?

Ah evettt! Sonunda sevdiğim bir işim oldu. Kendini kanıtlama zamanı !

Artık sorumluluk almak gerektiğine bünyem ikna olmuş gibi! Sonsuz sevgi ve hoşgörüyü deneyimleme, çocuk sahibi olma zamanı gelmedi mi sence?

Bana “anne“ diyen bir ufaklığın gülüşüne ciddi ciddi ömrümü adayabileceğimi mi fark ettim ben?

20’li Yaşların Aralık Ayına geldim, yaş 29…

Ah be kızım! Keşke hep 20 kalsaymışsın !

30’lu Yaşlarımda Ben

Birçok şeyi denedim. Bazıları hüsran ile sonuçlandı ama değdi. Çok şükür kendimi, ne istediğimi buldum!

Artık devlet dairesinde memur bile olamayacağım. Gençliğim bitti de ötekileştirildim gibi mi hissediyorum!

Devlet memuru olmayı boş ver zaten, Cumartesi dahil çok çalışıyorsun ama iş tatmini özel sektörde!

Yaşamın keyfini çıkarma zamanı! Her şeye yetişebilirsin !

20’li yaşlarda içki sınırını bilmemekte neydi acaba ?

20’lerde elindeki avucundakini çok savurdun be kızım. Doymadın mı daha, 40’ı düşün biraz tutmayı öğren !

İkinci bücür için ne düşündün be kızım !  Kırkına yakın ikinci kez anneliği tattın ama olsun tartışmaya bile açık değil , verdiğin en iyi karardı !

Annelik, kariyer, sosyal hayat, ev kadınlığını bir arada yürüteyim derken postu yere sermiş durumdayım. Yorgunluğum artık kronik galiba !

Etrafımdaki insanlar mı azaldı? Yoksa ben mi süzgüden geçirdim yaşadıklarım nedeniyle!

40’lı Yaşlarımda Ben

Terazinin küfesini tecrübelerimle doldurdum, kendi krallığımın başına geçebilirim artık!

Yeni fark ettim birçok yeteneğimi. Filoloji yerine güzel sanatlar okuyabilirmişim mesela!

Gerçekleşemeyen  hayallerimin beni bi dürtesi var ama kırkından sonra bunları yapmak uygun olur mu!

Geç kalmış hüznünü at üzerinden hemen, bundan sonra yapabileceklerini kaçırma bari!

Neyse emekli olayım bakarız!

Özel sektör ilk fırsatta ülke ekonomisini bahane edip küçülmeye gitti. Kaldın mı işsiz!

Zamanında devlet memuru olmak varmış. Yaş haddine kadar beklerdin emekli olmak için!

Boşver, içindeki cevherleri gün yüzüne çıkarma vakti geldi de geçiyor!

Bedenimde yaşanan bazı değişiklikler hissediyorum. Hormonlarım artık ben de buradayım diyor!

Çevrendeki olumsuzluklara söylenmek yerine taşın altına elini koyma ve katkı sağlama zamanı! Hayatına dokunabileceğin çok insan var çünkü… Yıllar önce izlediğin, Oskar Schindler adlı Alman işadamının 2. Dünya Savaşı zamanında Polonya’da kurduğu fabrikada Yahudi işçileri çalıştırması ve bu sayede 1100 Yahudi’nin hayatını kurtarmasını konu alan film “Schindler Listesi“nden ne kadar etkilenmiştin hatırlasana!

Iyi-kötü insan farkını anlayabilme özelliğim mi gittikçe gelişiyor ?

20’li yaşlarda  burun kıvırdığım çocukluğum burnumda tütüyor.Ne kadar özledim o yılları !

50 Yaşında Olmak

5’li sayıların başındayım henüz. Arkamı dönüp baktığımda geçen yılların hızından ödüm kopuyor aslında  ama bu yaşlar da ayrı bir güzelmiş sanki ! En güzel yanı da gelecek kaygının bitmesi mesela. Hisselerime de artık daha güvenir oldum. Mutluluğu kabullenişim de sorgusuz sualsiz. Henüz çok başındayım daha neler yaşarım bilmiyorum,  ama diyorum ki, her yaşın güzelliğini yaşayabilmek için pozitif enerjimizi, cesaretimizi ve heyecanımızı kaybetmeyelim…

Bu ay da sevdiğim bir Can Yücel şiiri ile veda etmek istiyorum. Hoşça kalın …

DAVET

“Şunları bir araya toplayayım.
Bir güzel muhabbet edelim” diye düşündüm.

Mutfak işinden de anlarım.
Donattım sofrayı.
Bayağı uğraştım.
Hepsinin, ayrı ayrı ne
yemekten, ne içmekten
hoşlandığını iyi bilirim.
Bayağı da para gitti.

Birinin yediğini öbürü yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez.
Dört kişilik sofra kurdum.

Mumları da yaktım.
Bak hepsi, Erick Satie severdi.
Hatırladım.
Müziği de ayarladım.

Geldiler.

20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.

Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.

Yatıştırayım dedim.
“Sen karışma moruk” dediler. Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.

Evin de içine ettiler.

Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine…

CAN YÜCEL

Sevgiyle kalın ,

 

More from Bengi Birgi

Yaşasın Yeni Yıl Geldi

Bu satırları yazdığım yılın adı 2017 ! Artık adı eski yıl ve...
Devamı…

10 Yorum

  • Sabah sabah ahhhh dedim yıllar su gibi akıp gidiyor her yaşın ayrı bir güzelliği var ruhumuz yaşlanmasın ellerine sağlık Bengicim

    • Nevin’cim son on yılımda sizler de varsınız . Çok yeni dostluk gibi geliyor ama çocukların bir araya geldiği ve şu an oldukları yeri düşününce zamanın acımasız olduğunu görüyorum 🙂

  • Bengicim

    Kutluyorum. Ne güzel yazmışın, bu yönünü bilmiyordum. Kolaylıklar Başarılar.. Yazın bizlere çok şey hatırlatıyor.
    sevgiler

  • Bengiciğim yine o güzel satırlarınla geçmişe kısa bir yolculuk yaptım. Aynı geminin tayfalarıyız biz, masmavi bir denizde, bazen bulutlu, bazen güneşli bir gökyüzünün altında yol alıyoruz, rüzgarla ve rüzgara karşı. Kalemine, gönlüne sağlık, keyifle okudum arkadaşım. Sevgiler, kal sağlıcakla.

    • Teşekkür ederim . Rüzgara karşı gitmek bazen hayatı sorgulatıyor ama karşı rüzgarı arkana alabildiğimizde yaşadığımız mutluluk için bazen karşısında olmaya değer diye düşünürüm he zaman. Sağlıcakla kalın….

  • Yazınız çok iyi,arada sanki ben konuştum 60 şına merdiven dayayan biri olarak,eski bir arkadaşım(ben yaşlarda)öyle şeyler yaptıki bu ara şaşırdım,moda kaşlardan başlıyormuş sonra çeşitli yüz çalışmaları falan ama önemli olan galiba kendinle barışık olmak.sevgiyle kalın .ferda ünlüer

    • Çok haklısınız . Yaşamdan keyif almanın yaşı yoktur.Her yaşta yapamadıklarımızı yapılabilir. Yapacakların dozu kişiye göre tartışılır ama
      bize sunulan bu hayatın her karesini dolu dolu yaşamalıyız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir