Füreya’nın İzinde

Bu yılı, Füreya Koral’ın retrospektif sergisinden bahsederek noktalayacağım. Yıllar önce Ayşe Kulin’in “Füreya” kitabıyla tanıdığım; çağdaş Türk seramik sanatının ilk ve en önemli kadın sanatçısı… Döneminin çok iyi bilinen ve önemli sanatçı ailelerinden Şakir Paşa ailesinin bir ferdi Füreya. Türkiye’nin en sıradışı sanatçılarından ve en çağdaş kadın ikonlarından biri.

Bugünlerde ölümünün 20. yılı anısına Akaretler Sıraevler’de 1.500 m2 ’lik alanda, Kale grubu tarafından titizlikle hazırlanan bir sergi düzenleniyor. Sanatçının 50 farklı koleksiyoner ve ailesinden toplanmış eserleri, fotoğrafları, kişisel eşyaları, aile bireylerine dair bilgi ve belgeleri sergileniyor. Bu eşyalar ve belgeler sayesinde sergi, döneminin  çok önemli ailelerinden Şakirpaşa ailesinin yaşantısına ışık tutuyor. Bir yandan da Füreya’nın yaşadığı döneme, onun iç dünyasına ve kendini gerçekleştirme hikayesine de dokunmamızı sağlıyor.

40 yaşında seramikle yeniden doğan bir kadın düşünün… Kendinin bile o güne kadar hiç bilmediği bir yönünü İsviçre’de bir klinikte hasta yatağında yatarken keşfediyor. Ülkemizin çok değerli resim sanatçılarından biri olan teyzesi Harünülsa Bin Zeyid’in ona oyalanması için getirdiği boyalar, kalemler ve sanat kitapları sayesinde… 1947’de hastane odasında sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücü ile buluşan sanatçı, sanat üretimini 1951 yılında Paris’te açtığı sergiyle pekiştiriyor. 

Litografi sanatı ile çalışmalarına başlıyor Füreya. Sonra ağaç, çiçek, balık, kuş ve güneş figürleriyle betimlediği vazolar, tabaklar, kül tablaları, sehpalar, abajurlar ve heykelciklerle devam ediyor. Türk kültürünün mirası olan çinileri kendi üslubuyla yeniden yorumluyor. Desenlerinde dönemin ruhuna uygun olarak Doğu kültüründeki folklorik öğeleri Batı’nın yarı-soyut çizim teknikleriyle birleştiriyor. Değişik renkler ve biçimler üzerine hiç durmadan çalışıyor. Sonucunda yarattığı eserlerdeki kişisel ifadesi ile de güçlü bir kimlik ortaya çıkıyor.

Bir süre sonra panolarını ve kendini evin içine hapsetmekten sıkılıyor. Sanat eserleri müzelere, evlere hapsolmamalıdır, toplumun her kesimi tarafından görülmeli, günlük yaşamın bir parçası olmalıdır diye düşünüyor. Böylelikle, mimarlar ve işçilerle beraber büyük binaların üzerindeki iskelelere çıkarak  20. yüzyılın çağdaş çini sanatını resmetmeye başlıyor. 

IMÇ, Divan Oteli, Beytem Han, Harbiye’deki eski Ziraat Bankası ve eski Başak Sigorta gibi bir çok bina üzerinde çalışıyor. Bu binaların iç ve dış duvarlarını yine kendi üslubunda soyut figüratif seramiklerle kaplıyor. 

Bu eserlerin bazıları hala olduğu yerde muhafaza ediliyor ancak bazıları ülkenin geçirdiği yıkım-inşa döngüsü içinde maalesef kaybolmuş. Sergide bu eserlerin kendilerini olmasa da eskizlerini görebiliyorsunuz.

Füreya’nın 1973’ten sonra yaşadığı Arif Paşa Apartmanı’ndan gördüğü evlerden ilham alarak yarattığı  “Evler” sergisinin gerçekliği beni derinden etkiledi. Bu sergide, dışarıda maskeyle dolaşan insanların, evlerinde gerçek kimlikleriyle var oldukları mesajını sanatçı çok güzel aktarmış. Tüm sanat yaşamının son dönemine ait bu çalışmalar, onun sadece tekniğinin değil; duygusal bütünlüğünün de doygunluk kazandığı eserler olmuş. Evlerin her cephesinde farklı sahnelere tanık olurken, içerideki tüm samimiyeti ve gerçekliği izleyiciye aktarmayı ustalıkla başarmış.

Mürekkeple yaptığı desenler, litografilerine, seramik tabaklarından dış mekan panolarına, “Evler” sergisinden en son çalışması “Yürüyen İnsanlar” a kadar; “Füreya’nın İzinde” sergisi sanatla geçen 40 yılın geniş bir özeti olmuş.

Sizler de Füreya’nın bugüne kadarki tüm çalışmalarını bir filmi izler gibi keşfetmenin tadını çıkarın. Seramik ve mimari birlikteliğine nasıl öncülük ettiğine ve hiçbir şartta zorluklardan kaçmayıp sanat için nasıl direndiğine tanık olun. Füreya’yı layığıyla anan ve onu anlamak gerektiğinin de altını çizen bu sergiyi gezmek için geç kalmayın. Onu bu kadar iyi anlatacak bir tanesi daha yapılamayabilir…

More from Aslı Önder

Serdar Leblebici

Hiç bir resim atölyesini gezme fırsatınız oldu mu bilmiyorum ama her atölyenin...
Devamı…

1 Yorum

  • Aslıcım bu sevgiyle ilgili birkaç yorum okumuştum ama gerçekten çok öz ve aydınlatıcı bir yazı olmuş . Ne yazık ki biz İzmir’de çok sığ yaşıyoruz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir