Çölün Parlak Çocuğu: Dubai

Çölün ortasında yükselen şaşalı gökdelenler Dubai.

Petrolden gelen gelirle hızla yükselen bir Emirlik Dubai gezimle ilgili izlenimlerime başlamadan önce şehir ile ilgili bazı bilgiler vermek isterim.

Dubai petrolden gelen gelirlerle çok hızlı olarak kurulan ve tarihi değeri olmayan bir şehirdir.Dubai Arap Yarımada’sında Birleşik Arap Emirliklerini oluşturan yedi emirlikten bir tanesi.1900 lü yıllarda küçük bir balıkçı ve liman kasabasıydı.1930’larda Dünya Genel Ekonomik Krizinin Dubai İnçi Piyasasını da etkileyerek çökmesine yol açmasından sonra 1969 yılında bölgede petrol bulunarak ihraç edilmeye başlandı. Bölgeyi himayesinde bulunduran İngiltere 1968 yılında çekileceğini açıkladıktan sonra 2 aralık 1971 de bölgede bulunan 7 emirlik Birleşik Arap Emirlik’lerini kurdular. Petrol bulunduktan sonra da Dubai’nin geliri devamlı ve hızla yükseldi ve emirlik bir turizm, alışveriş ve ticaret merkezi haline geldi,
Turizme yönelik yatırımlar ile en’lerin şehrinde daha fazla turist çekmek için teknolojinin tüm imkanları kullanılarak oluşturulan legolara benzeyen yapılar başınızı çevirdiğiniz her  yerde yer almaktadır.

Dünyanın en büyük gökdelenleri, alışveriş merkezleri, eğlence parkları ,insan eliyle yapılmış adaları gibi bir çok proje ile adından söz ettirmektedir.

Şehirde başınızı nereye çevirseniz ya gösterişli bir yapı ile ya da bir gökdelen inşaatı ile karşılaşıyorsunuz.

Bu kadar genel kültür bilgisinden sonra gelelim gezi izlenimlerime,

Ben bölgeye tura katılarak gittim.

Uçak saatinin gece yarısı olması ve 4 saatlik uçuşta hiç uyuyamamam sonucu benim için çok yorucu bir yolculuk oldu. Sabaha karşı 01.00 de kalkan uçak ,1 saatlik fark ile birlikte sabah 06.00 da Dubai’ye indi.

İstanbul’dan karlı bir havada başlayan yolculuktan sonra 27 derecelik güneşli bir havanın bizi karşılaması sonucu bütün yorgunluğum bir anda uçtu gitti.
Çok yavaş çalışan bir gümrük geçişinden sonra hemen kahvaltı mekanına kadar hızlı bir şehir turuna başladık.

Yol boyunca başımızı nereye çevirsek şaşalı bir gökdelen ile karşılaşıyoruz.
İşte bazıları:

Emirates Towers

Otel ve iş merkezi olarak kullanılan çift binaya sahip gökdelenler, çatıları 45 derece eğik düzleme benzer şekildedir.
355 metre yükseklikle dünyanın 3.en yüksek otelidir.

Burj Al Arab

Arapça’da “Arapların Kulasi” anlamına gelse de şeklinden ötürü ismi Yelken Oteli olarak geçmektedir.
Deniz kıyısında büyük Kaya bloklarının denize indirilmesi ile oluşturulan bir adacık üzerine kurulmuştur.
Dünyanın ilk 7 yıldızlı oteli olmakla ün yapmıştır.
Otelin dış yüzeyi mevcut ağırlığı azaltmak ve sıcak havanın sirkülasyonunu sağlamak amacı ile büyük bez kumaşlardan yapılmıştır.Bu yönüyle de geceleri projektörler ile aydınlatılan dış yüzeyinde değişik renk yansımaları oluşmaktadır.

Bu gökdelenlerin arasında dikkati çeken bir başka farklı yapı ise bu kadar heybetli binaya zarif bir ilahi gönderi abidesi gibi duran tarihi Jumeirah Camii’dir.

İkiz minareler ve ve görkemli bir kubbe ile Orta Çağın Fatima geleneğine uygun tarzda taştan yapılmıştır.Cami İslam mimarisinin en güzel örneklerinden biridir.

Tamamen yapay ve teknolojinin gösterişi en üst noktaya çıkartılmasında kullanıldığı yapıların yanında bu manevi duygulara hitab eden yapı oluşturduğu tezatlıkla beni büyüledi.

Binalar arasında otobüs ile yapılan kısa panoramik turdan sonra karnımız da iyice acıkmıştı.Kendimizi mis gibi güneşli havada bir kahvaltı bahçesine attık. Türklerin işlettiği bir kafe olduğundan mis gibi çay, beyaz peynir ve simit ile güzel bir kahvaltı ettik.

Kahvaltı sonrası turumuza kaldığımız yerden devam ettik. Rotamız Dubai Koyu idi.

Basra Körfezi kıyısında kurulan şehrin içine deniz 15 km girerek Dubai Koyunu (Dubai Creek) oluşturmuş.

Bu bölge şehrin eski halini ve tarihi dokusunu temsil ediyor. Abra  denen küçük balıkçı motorları ile altın ve baharat merkezi olan Deira bölgesine geçiyoruz.

Gold Souk(Altın Çarşısı)

Burada öyle büyük ve abartılı takılar var ki insan ağzı  açık bakakalıyor.Diğer çarşı manzaraları ise bize çok tanıdık. Satıcılar ‘Hello,Sir,Madam,Gucci ,Prada’diye peşinizi bırakmıyorlar.

Spike Souk (Baharat Çarşısı)

Bu çarşı da bizim Mısır Çarşısına çok benziyor. Mis gibi baharat kokuları arasında dolaştıktan sonra otobüsümüze binip bu sefer fotoğraf çekmek üzere şehrin ünlü plajlarından Jumeirah Beach’e gidiyoruz.

Yelken Otel ve diğer gökdelerin önünde upuzun bir kumsal ve masmavi deniz görüntüsü gerçekten çok ilginç.

Kumsal çok fazla ve değişik boyutlarda deniz kabuğu dolu.

Plajda hem bikinileri ile rahatça güneşlenen kadınlar ,hem de Emirlik vatandaşı çarşaflı denizi seyreden kadınlar yan yana. Bu görüntü çok dikkat çekici .

Bütün gece uçak yolculuğu ve ısı farkı nedeniyle artık iyice yorulmuştuk. Otele gidip biraz dinlenerek  akşama hazırlanma vakti gelmişti.

Otelde duş alıp dinlendikten sonra akşam Dubai’nin ünlü alışveriş merkezlerinden olan Marina Mall’ a gittik.

Dubai Marina

Basra Körfezi kıyı şeridinden 3 km genişletilerek meydana getirilmiş yapay kanal etrafında oluşan bir yerleşim alanı. Projenin inşaatı devam ediyor. Bittiğinde 120000 kişinin yaşayacağı yerleşim alanı oluşmuş olacak. Marina Mall işte bu bölgenin içinde bulunan bir alışveriş merkezi. Marinada yürüyüş ve bir cafe de yediğimiz yemekten sonra yatmak üzere otelimizin yolunu tutuyoruz.

Dubai çok pahalı bir ülke ,yemek içmek de çok pahalı. Resmi paraları dirhem. Kur Türk lirasına çok yakın ,1 dirhem 1,005 tl. Bir hamburger 40 tl, su 5 tl. En ucuz şey benzin ,benzinin litresi 1,20 tl yani sudan ucuz. Şehrin heryerinde Şeyh Muhammed Bin Raşid El Maktum’un resmi asılı. Dubai’liler şeyhlerini çok seviyorlar ve onun şehre büyük katkıları olduğunu düşünüyorlar.
Dubai’de ikinci günümüzde ünlü plajlarından Jumeirah Beach’e gittik. Gene gökdelenler arasında altın rengi kumsalı ve masmavi denizi ile bana çok değişik gelen bir atmosferde Deniz ve güneş keyfi yaptım. Gökdelenlerde yaşayan ya da çalışanlar öğlen arasında havlularını omuzlarına atıp kendilerini denize bırakabilirler.

İkinci gün akşamı durağımız devasa alışveriş merkezi Dubai Mall oldu. İçinde  aklınıza gelebilecek her markayı barındıran 653 mağaza, içinden saatlerce çıkılmayacak büyük bir kitapevini bir biz paten pistini barındıran AVM dünyanın en büyüğü.

Dubai’ lilerin en büyük binaları yapma konusundaki hevesleri kentin her yerinde karşınızda .

Dubai Mall’ a geldiğinizde kaçırmamanız gereken bir show var.

The Dubai Fountain dünyanın ses ve müzik gösterisi yapılan en büyük çeşmesi. Saat 18.30 dan itibaren her yarım saatte bir birkaç dakikalık müzik, ses ve ışık gösterisi yapılıyor. Alışveriş için Dubai Mall’a gittiğimizde izledik. Çok görkemli bir gösteri, kaçırmayın derim.

Bu gösterinin yapıldığı alanda başınızı kaldırdığınız zaman hemen yanı başınızda dünyanın en yüksek binası Burj Khalifa yükseliyor. Yalnız başınızı bayağı bir kaldırmanız gerekiyor , çünkü binanın yüksekliği 828 metre. İçerisinde birçok tesis var. Oteller,iş merkezleri ve restoranların yanı sıra seyir terasları yer alıyor. 2010 yılında tamamlanan 164 katlı yapının 124.katında At The Top ,148.katında ise At The Top Sky adında 2 ayrı seyir terasından Dubai’yi kuşbakışı izlemek mümkün. Şehirdeki 2.günümüzü de bu şekilde geçirdikten sonra otelimize dönüyoruz.

Yarın heyecanlı bir gün olacak, hedef Arabistan çölleri.

Gezimizin 3. Günü sabahtan şehrin olağanüstü projelerinden biri olan Palmiye Ada’larına gidiyoruz. Proje toplam 3 adadan oluşuyor. Bu adalardan biri olan Palm Jumeirah Adası, Dubai şehri kıyısında denizin doldurulması ile oluşturulmuş. Atlantis Otel başta olmak üzere 30’a yakın işlemenin bulunduğu Palm Jumeirah, uzaydan bile görülebilen olağanüstü bir proje. Ada üzerindeki evlerden birine sahip olmak Araplar ve ünlüler için bir zenginlik ve prestij göstergesi.

Öğlen otelimize dönüp öğleden sonra yapacağımız Safari Turu için hazırlanıyoruz.

Saat 14 civarı Arap şöförlü 4×4 jeep bizi almaya geliyor. Yaklaşık yarım saatlik bir yolculuktan sonra çöle ulaşıyoruz. Genelde araçlar toplanıp belli bir yerden sonra safariye başlıyorlar. Birisi yolda kalırsa diğerleri destek oluyor. Çöl safarisi şöförlüğü için ayrı bir eğitim alınıyormuş. Safariye başlamadan önce araçların lastik havaları indiriliyor. Kumda yol almanın püf noktası buymuş. Çöldeki kum tepelerinin üzerinde aksiyon ve adrenalin dolu bir yolculuk başlıyor. Bu tepeler bazen 70-80 derecelik eğime sahip olabiliyormuş. Yamaçlarda sanki yol bitiyor gibi oluyor ve sert bir dönüşle aşağıya doğru iniyoruz. Bu esnadan aracın hoparlöründen bas bas bağıran Arap müziğinin en coşkulu melodileri atmosferi daha da coşkulu hale getiriyor. Kah heyecandan çığlık atarak, kah da müzikle çoşarak yaklaşık 30-40 dakika  süren safariyi tamamlıyoruz.

Şimdiki durağımız çölün ortasındaki bedevi çadırları. Tam da güneşin batış saatine denk gelen saatte güneşin çölün üzerinden batışını ve kızıllaşan kumları izliyoruz.

Hazırlanan açık büfeden yiyeceklerimizi alıyoruz. Yemek sonrası ortadaki büyük sahnede kılıç ve ateş dansı yapan erkek dansçıları ve kıvrak Arap müziği ile göbek dansı yapan dansözü seyrediyoruz.
Kenardaki küçük çadırda elimize hint kınası yaptırıyoruz. Dönüşte gene biraz çöl içinden biraz otobandan keyifli bir yolculuk ile otelimize varıyoruz.

Bu kadar aksiyonlu bir günden sonra ertesi gün Jumeirah Beach’te şezlonglarımıza uzanıp güneş ve denizin keyfini çıkartıyoruz.

Akşam bizi Lübnan gece kulübüne götürüyorlar. Dubai’de dışarda alkol satışı yasak ancak oteller, klüpler ve bazı restoranlarda serbest.

Biz Marina Mall içindeki  Lübnan kulübüne gidiyoruz.

Saat 10.30 gibi mekana varıyoruz. Sistem bizim eski gazino kültürümüz gibi. Sahneye önce uvertür sonra dansöz ve en son da assolist çıkıyor. Bizim Türk olduğumuz öğrenince de bildikleri Türkçe şarkıları da repertuarlarına ekleyerek bize bol bol eller havaya yaptırıyorlar. Burada Arapların rakıya çok benzer içkisi Arak’ın da tadına bakıyoruz. Gece saat 03.00 civarı bitiyor ve otelimize dönüyoruz.

Ve son gün. Geç bir kahvaltı sonrası, deniz keyfi, güneşin tadını çıkarmaca ve akşam saat 20.00 kalkacak uçağımıza binmek üzere alana transfer.

Bye bye Dubai, merhaba Türkiye.

More from Nilgün Tiyanşan

#tasarımcısohbetleri: Canan Alimdar ile Takı Tasarım

Kendi çizgisini ile kendi sanat eserlerini yaratan bir tasarımcı Canan Alimdar. OZ...
Devamı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir