Çağnur’la Kahve Sohbetleri: Nevşah Karamehmet

Türkiye Nefes Koçluğu Federasyonu Başkanı, nefes uzmanı Nevşah Karamehmet ile Alaçatı’da buluştuk. Çok keyifli bir zaman geçirdik.

Nevşah Hanım, öncelikle ailenizden ve pek çok insana ışık saçtığınızı düşündüğüm yoğunluğunuzdan zaman ayırdığınız için teşekkür ediyorum. OZBEOZ LİFESTYLE okurları için de çok faydalı bir röportaj olacağını düşünüyorum.

Konuşacak o kadar çok şey var ki nereden başlayayım bilemiyorum.

Son kitabınız TİN’den bir alıntı yapmak istiyorum. “Asıl dibe vurduğun an başlar hayat. Ya Töz’e gider ya da yenilir. Kalem her zaman kahramanın elindedir.” Tin bir yok oluş öyküsü mü?

Hem evet hem hayır. Evet, çünkü insan egosunu öldürüp onunla uğraşmayı bırakmadan aydınlanma yoluna çıkamaz, özüne ulaşamaz. Hayır, çünkü yok olmak aslında yeniden doğmak demek yani insan Tine dönüşürken aslında yeni yaşamına, yeniden ve belki de ilk defa gerçekten yaşamaya başlıyor.

Siz ‘ego’ nun hem yok olması farklı bir bilince geçilmesini hem de ego ile barışık olunmasını el ele verilmesi gerektiğini söylüyorsunuz doğru mu anlıyorum? Aradaki ince çizgi nedir?

Ego ile barışık olmak egonun yok olması ile aynı şey. Ego zaten yok. İnsanlar onunla, aslında kendileri ile savaştıkça, egoyu törpülemeye, eğitmeye, düzeltmeye çalıştıkça, kendilerini ve egoyu özgür bırakmadıkları için onu gerçek yapıyorlar. Oysa o gerçek bile değil, kendi haline bıraktığımızda gerçek olmadığı görünür olup kendiliğinden yok oluyor zaten. Egoyla uğraşarak, onunla savaşarak onu sadece güçlendirir, var edersiniz. Olmayan bir şey ile savaşılmaz. Onu kendi haline bıraktığımızda var olmadığı da görünür olur.

Kitapta bir Ahmet karakteri var. Çok ilginç buldum. Biz bir makine miyiz? Manyetik bir alan mıyız? Beynimiz nasıl çalışıyor gerçekten?

Beynimiz bir elektrik devresi. Bedenimiz ise ana kumandaya, ana beyine bağlı bir cihaz gibi çalışıyor. Komplike bir elektrikli alet yani. Manyetik alan daha farklı bir şey. Manyetik alanımız beyin ve bedenle ilgili değil, nefes ve ruhla ilgili. Evet, beyindeki elektrik devresi bizim nefesimizin titreşiminden sürekli etkileniyor, nefesimiz açık, titreşimimiz yüksek ise beynimiz pozitif düşünceler üretiyor, titreşimimiz düşük, nefesimiz problemli ise beynimiz negatif düşünceler üretiyor ama aslında birbirlerinden bağımsızlar.

Geçekten neyi düşünüyorsak, neyi seçiyorsak onu mu yansıtıyoruz?

Elbette. Bilimsel olarak başka türlüsü mümkün değil ki.

Nefes dediğimiz şey sadece 0’2 mi? Nefes aldığımızda sembolik olarak aslında ne alıyoruz?

Yaşamı, neşeyi, mutluluğu, başarıyı, bolluğu yaşamımıza çekiyoruz. Nefes manyetik alanımızın titreşimini ve çekim alanımızı belirliyor bu nedenle de yaşamımıza çektiğimiz olumlu olumsuz tüm deneyimler nasıl nefes aldığımızla ilgili.

“An” da olmak nedir?

Zihnimizdeki geçmiş gelecek döngüsüne hiç düşmemek, düşünmeden yaşamak, yaşam enerjisinin, neşenin, coşkunun, farkındalığın ve mutluluğun içinde varolmak demek.

ÖZ ile bağlantıda olmak nedir?

AN ’da kalmak ile aynı şey. Her insan ruh ve bedenden oluşuyor. Ruh öz, beden ise kullandığımız araç. Eğer özünle, yaşam enerjisinin, hakikatin kendisi ile bağlantıda olmazsan yavaş yavaş çürür, hastalanır, sorunlar içinde yüzersin. Ama eğer ruhunla, özünle bağlantıdaysan yaşam kaynağı ile bağlantıda olduğun için hep sağlıklı hep mutlu olursun ve yaşamın mucizevi bir şekilde bolluk bereket başarı ve yaratıcılık içinde geçer.

En seksi, en dişi olduğunuzu hissettiğiniz an ne zaman?

İşime odaklandığım, zekâmı ifade ettiğim zaman. İster konuşarak ister yazarak olsun zekâmı ifade ettiğim anlarda seksi olduğumu düşünüyorum. Çünkü anda kalan nefesi açık bir insan kendi zekâsının ötesine geçer, Yaradan’ın zekâsı ile bağlantıya geçer ve onu ifade eder. Bundan daha alımlı bir şey var mı?

More from Çağnur Şarman

Bir Elizabeth Taylor Geçti Bu Dünyadan

Elizabeth Taylor, Rüzgar Gibi Geçti ile çıkış yapma şansını kaybederken asıl kaybedenin...
Devamı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir