Belki Kaf Dağı Gökçeada’dır

Yeni bir şairi, bir şiir kitabını yorumluyoruz.

Bir kitap başlangıçta bir tümce ile sarar beni, bazen bir bilinmezliğe götürür bazen de hayal dünyasına, her okuduğum satırda görselleme yaparım güne dair ama beynim hayal dünyama imgeleme yapar. Eğer okuduklarım bana bunu sağlıyorsa keyfe gelir bir yudumda okurum satırları.

Vapur yanaşırken
Betona boğulmuş geçmişe

Bir kelime alıyor benliğinizi, Dip şiirini okurken takılıyorum, duraksıyorum, şiirden uzaklaşıp kendi yaşamıma doğru dalıyorum.Betona mı boğulmuştu geçmişim.Bakınıyorum etrafıma daha mı yeşildi kentim ben mi daha yeşildim yoksa … Şairin kendi bütünselliği beni de yakalıyor özdeşleştiğimi fark ediyorum ve merakla çeviriyorum sayfaları. Bir imge denizinde kaybolduğumu hissederken daha çok irdeliyorum satırları her bir satırda bir giz bir tufan var. Geçmiş var günümüz var. Geçmişine usulca bir serzenişini yakalıyorum şairin, özlemini arayışlarını aradığı mutluluk mu yoksa kırgınlıkları mıydı? Kendi anlatıyor aslında sade ve yalınca “Kırkayaklar” şiirinde;

Nereye çevirse böcek antenini
Cızırtılı radyo istasyonu bilinçaltım
Dönenceniz de kaybettim çocukluğumu
Alıcınızla oynamayın

Günümüz dilselliğini,esprili bakış açısını bandırıyor dağarcığının bilinmezlik odalarına bu dörtlükte, bırakmak zorunda kaldığı çocukluğuna o kadar yadsımış ki kendini de belki de hatırlamaktan vazgeçmiş, belki de hatırlamak istemiyor artık ona çocukluğunun hayallerini unutturan günlerini.

Sorguluyor ve yargılıyor satırların sessiz çığlığında sizin dönencenizde ben kaybettim diye haykırırcasına.. Bir başkaldırıyı ustalıkla sıralıyor dizelerine ‘’ Allah’ın oğlu olsanız kandıramazsınız annemi ‘’ diye … İçselliğin barışma hali … yaşanmışlıkların kabullenişliği. Herkesin hayatında olan duygusal travmaların bir dışa vurumu ve şiir kesinlikle okuru bağdaştırıyor kendi düşünselliği ile…

Aşkı anlatıyor’’ Yankısı Yok Yüzümün ‘’ şiirinde aynı imgeleme kuvveti aynı okura haydi sende dök düşüncelerini benzeriz birbirimize isyanında.

Hangi şairin kapısına uğrasan
Karınca yorulur gitmelerinizden
Aynanıza bakmayın
Yankısı yok yüzümün
Toplamayın düş kırıklarımı
Size ait değilim
Ömrüm karalama defteri
İhtiyacı var güce
Yalnız bırakın sözleri

Şairlerin aşka tutkusunu yorgunluklarını naiflikle betimliyor. Öyle miyiz hakikaten tutkun muyuz aşka, sırtımıza yaslanıp düşünelim bir hangi aşk ki şiir yazdırmadan bize uzaklaşır satırlarımızdan,kelimelerimiz varsa aşkla beslenir kırgınlıkla coşar. Aşka mı aşığız yoksa bedenlere mi yoksa dünyaya mı? Belki de hepsi belki de hiçbiri. Satırlarımızdır bizi aşık eden kalemimiz saman kağıdımız şiire olan tutkumuz. Şairde tutkun satırlarına karıncalar yorulsa da gitmelerden çağlıyor mısralar benliğinde mürekkep olup yazılıyor tarihe. İmge gücünün etkisini alarak harmanlıyor yürekleri. ‘’ Yüreğinizi gelincik mi yedi? ‘’ tek bir cümle ile bütün insanlığa haykırıyor belki de şairimizin sesi ile tüm insanlığa sesleniyoruz aslında insanlığın bozulma sürecinde yüreğinizi gelincik mi yedi nerde cesaretiniz nerdesiniz?

Vardiya şiirinde kente ulaşamamış,kendini sığdıramamış, düne dair gizli yorgun ama mağrur muhasebesi olan, yarına dair bir belirsizlik girdabında yine de umarsızlıklarla savaşacağını benimsemiş gelecek için masallar bezemiş,masalların lirik tadında dinlenmek, yorgunluğunu kentin karmaşasından uzak,sevgiyle yoğrulan haksızlıkların olmadığı insanların acı çekmediği kentler arayan,kendini yine kendi ile iyileştiren sarmalayan, yorgunluğuna rağmen geleceğe masalsı bir gözlükle iyimserlikle bakmayı seçen, gençlik yaralarını şiirleri ile diken yaşamın tılsımsı varoluşunda renklerin sadece kendimizin içinde olduğunu hayata bu renkleri kattıkça renkleneceğini bilen, içselleştikçe yalnızlaştıkça büyüyen hayata bir adım yükseğe çıkıp oradan bakabilen bir şair var karşımızda.

Hayatın kavramını içsellik ile kavramış mürekkebine kendini bulamış ve sizi de satırlarına çeken benim hayatımda da bu mısralara benzerlik var mı? var mıyım? var mı? dedirten bir şair. Ve sorularınıza bir sonraki şiirinde cevap veriyor.

Cevap sonsuz galaksi
Susuz ya da aç
sonuç hiç
bedeni tuza bırak belensin
cahil cevap versin
duyma
yalnız sev
sev yalnız

ve kısaca şiirinde yine bir cevap “yakınlaştım insan olana”

Ustasının dediklerini de yaptıklarını da yapmayacak kadar özgüvenlice içini arayan kimi zaman Bektaşilikte kimi zaman faşizm de kısacası varoluşun her öğretisinde zorlamasında getirisinde ve götürüsünde sorgulayan. Yanlışı doğruyu dillendiren, dünyanın kıyımlarına öfkesine başkaldıran hayatın güncelliğini aksettiren şiirin bir karşı çıkma sanatı olduğunu özümsemiş, günlük hallerden kaygının, bekleyişin, ayrılığın, aşkın, ölümün, mutluluğun, mutsuzluğun akışını dökerken mısralarına günlük hallerden sıyrılıp gerçekselliği de vurguluyor.Dönemin getirisi yaşanmış yanlışlara isyanını belirten bir şair.

Şiir her şeyi söyleyebilmek sanatıydı her şeyi açabilmek sanatıydı der Cemal Süreyya…

Pasternak’a göre şiir kişinin ayağının altındaki otlar ve çiçeklerdir eline almak için biraz eğilmek gerekir derken Brodski şiirin göklerle iletişim olanağı olduğunu ve meleklerle kurulan iletişim diye yorumluyor. Mantık düzleminde biri şiirin her yerde ve her şeyde olduğunu söylerken biri yeteneğin önde olduğu söylüyor. İkisinin de doğruluk payı ‘’ Belki Kafdağı Gökçeada’dır ‘’ kitabında bulunuyor.

Şiir hayattır, özdür. Şair hayatı herkesten daha çok tanımalı ve bilmelidir.

Cemal Süreyya der ki şiir için;

Hayat deneyimi gerek, düşünce iletişim gerek, her şeye uzanmak gerek,hayatın güncelliğini harmanlamak gerek.. Şiir bir karşı çıkma sanatıdır.

Bizde Cemal Karakuş’un kitabında imgelerinde buluyoruz her şeyi söyleyebilme sanatını güzelce harmanlayışını. Okuru kendi içselliği ile buluşturmasını. Şiir canlıdır ve hep olacaktır. Bize ise yalnız okumak düşüyor okumak sevmek özümsemek. Ve şairinde dediği gibi

Yakınlaşmak insan olana…

Kendisini başarılı çalışmasından dolayı tebrik ediyor ve daha nice kitaplarının gelmesini temenni ediyorum …

Kendini ve bizi nice arayışlara bilinmezliklere sorgulamalara sokması dileği ile…

More from Fatma Elvin Öztürk

İçsel Farkındalık

Balkanlar o topraklar gözümde tütmüyor değil. Yatıyorum rüyamda, kalkıyorum nefesimde. Uzun oldu...
Devamı…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir