Anne Kaygısı

Merhaba ben Bengi Birgi. Çocuk yetiştirmenin sanat olduğuna inanan bir anneyim. Tango yapan iki kişi düşünün. Bir tango gösterisi sırasında sergilenen performansın seyirciyi dansın içine çekmesi ve bittiğinde zihinde uçuşan kelebekler hissi uyandırması için dansa tam konsantre olan, müziğin ritminde ne yaptığını gayet iyi bilen, sahnede belli bir uyum yakalamış  bir kadın bir erkek olmalı. İşte sahnedeki  kadına  anne , erkeğe  baba diyorum. Bu birliktelikte ve çocukların yetiştirilmesi sırasında kadında belki de toplumsal rolü gereği adına Anne Kaygısı denilen duygular baş göstermeye başlar. Çocuğunuzun her döneminde ayrı bir kaygı gelir göğsünüze yerleşir.

Anne sütünden sonra çorba ve kahvaltı menüsünü reddeden çocuğunun zafiyetten öleceğini düşünen bir annenin kaygısı ne kadar sahiciyse, tuvalet eğitimi almamakta direnen çocuğunun çok uzun yıllar altına kaçıracağını düşünen annenin de kaygısı o kadar sahicidir.

Ve sonrasında kaygılar sıraya girer;

Eyvah çocuğum sürekli televizyon izliyor. Ekran bağımlısı mı acaba?

Eyvah çocuğum okula başlıyor; onun için doğru okul hangisi acaba?

Eyvah ergenlik geldi çattı; Kötü alışkanlıkları olan arkadaşları var mı acaba?

Eyvah üniversite sınav zamanı; yeteri kadar çalışıyor mu, mutlu olacağı bir mesleği olacak mı acaba?

Bu ilk baktığımda aklıma gelenler. Binlerce kaygı sayılabilir aslında. Kısaca diyorum ki çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun kaygılar hep sizinle, sadece her dönem başka konu buluyor kendine.

Anne olduğumda anne kaygısının ne olduğunu ve kaygılı bir annenin mirasçısı olduğumu bilmiyordum. Dört yaşındaki kızım, bir akşam  işten eve gelmekte yarım saat gecikince beni aramış , telefonumdan bir kadın “aradığınız kişiye ulaşılamıyor” diyince  vapurun battığını ve öldüğümü düşünmüş. Evdeki yardımcımızın tüm telkinlerine rağmen başlamış tüm akrabaları arayarak teyakkuza çağırmaya. Alt tarafı 15 dakikalık vapur ulaşımında sadece bir iki dakika telefonların çekmediği zaman diliminden sonra hiç susmayan telefon trafiğine maruz kalmıştım. Arayan birine cevap verirken diğer hatta bir başka arama ve bir başkası ve bir başkası. Eve ulaştığımda kızımın yüzünü görünce uzmanların gerçekleri söylediğini yaşayarak öğrenmiş oldum ve o gün kaygısına kaygılanmayan anne olmaya karar verdim.

Bir torbaya koyup dipsiz kuyulara atabilseydik eğer kaygısız anne olabilir miydik?

Kitaplar, televizyon söyleşileri, gazete ve dergilerdeki köşe yazıları, sosyal medya kaygılı annelerin çocuklarına zarar vereceğini söylüyor. Kanıtlanmış bu araştırmalara  sonuna kadar inanmakla birlikte nasıl kaygısız olunur bulmalıydım. Onu bir canavara dönüştürmemeliydim. Kaygılarımı dipsiz kuyulara atamadığıma göre , onunla yaşayacaktım ama beni esir almasına izin vermeyecektim. Zamanla birbirimizi sevmeye bile başladık . Hatta onu sevmeye başladığımdan beri beni daha çalışkan ve hızlı düşünen bir insan yaptığına inanmaya başladım.

Peki ben kimim;

Biri kız ( 24 yaşında / yüksek lisans öğrencisi )  biri erkek  ( 15 yaşında /10. Sınıf öğrencisi ) iki çocuk annesiyim. Çocuklarım tüm anneler gibi benimde en değerli varlıklarım.

Karadeniz , İç Anadolu ve Ege kültürlerinin bir araya geldiği  aileden geliyorum. Düğünlerimizde zeybekte oynanır, horonda tepilir…..Etli yaprak sarma , zeytinyağlı enginar , çığırtma sofraların -kabuklu fındık akşamların vazgeçilmezidir. Bayram sabahlarının olmazsa olmazı ise turşu kavurması…

Üniversite eğitiminden sonra lojistik sektöründe çalıştım. Çok keyif aldım yaptığım işten. Güzel dostlara sahip oldum bu süreçte. Şirketlerin küçülme politikasına kurban gidince iş hayatım bitti.

Üniversiteyi  takiben  iş hayatı,  sonra evlilik ve çocuk derken koca bir 25 yıl geçmiş. Yoğun iş hayatından sonra ilk iki yıl sıkıştırılmamış günlük yaşam iyi geldi. İki yılın sonunda arayışlarım beni AÇEV ile buluşturdu. Bir çok sivil toplum kuruluşlarının arasından Anne – Çocuk Eğitim Vakfı’nı seçmemim nedeni annelerin çocukların üzerindeki etkilerini keşfetmiş olmamdı.

Alfred Adler “ Anneler başaramazsa tüm insanlık tehlikeye girer “  demiş. Tek cümle ile annelerin sorumluluğunu nasıl güzel anlatmış. Anneler ne ekerse insanlık onu biçecek. Gelecek nesilleri bizlerin yetiştireceği çocukların yönlendireceğine inancım çok büyük.

Bu düşünce beni  AÇEV’in yetişkin okur-yazar / Çocuk Okuma eğitmenliğine götürdü.

Bambaşka bir dünya ile tanıştım eğitim verdiğim merkezlerde. Bir başka  yazımda yaşadığım tecrübe ve anılarımı sizlerle paylaşmayı çok isterim.

Yazı yazmayı, her konuda okumayı seviyorum. Günlük hiç tutmadım ama küçük not defterlerine okuduklarımdan – yaşadıklarımdan beni etkileyen bölümleri not almayı da seviyordum. Çekmecelere sakladıklarımı ortaya dökünce küçük bir arşivim olduğunu fark ettim. Bir süredir küçük notlarımdan çıkan samimi duygularımı, bir kitaptan veya bir filmden belki de bir resim sergisinden bende kalanları yazabileceğim bir ortam arıyordum ki karşıma OZBEOZ Lifesytle çıktı.

Yaşamın içinde her an karşılaştığımız olayları size öykü tadında anlatmak fırsatı doğdu bana.

Sizlerde yorumlarınızla bana destek olursanız çok mutlu olurum.

Sevgilerimle,

Biraz da tebessüm 🙂

Anne Kaygisi-Karikatür

More from Bengi Birgi

Anne Kaygısı

Merhaba ben Bengi Birgi. Çocuk yetiştirmenin sanat olduğuna inanan bir anneyim. Tango...
Devamı…

2 Yorum

  • Her annenin icinde yasadığı duygu ve düşünceleri çok güzel dile getirmişsiniz Bengi Hanım teşekkürler

  • Hissettiklerini bir de başkasının ağzından duyunca daha rahatlıyorsun. Kaygılarımızın hangi boyutlara gelebileceğini düşünürken tek olmadığımızı duymak ve okumak oldukça rahatlatıcıydı. Bundan sonra ki paylaşımlarınızı merakla bekliyorum…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir